O zaman anladım; biz harika yol arkadaşlarıydık, ancak, sonunda her birimiz kendi rotasında gidecek yalnız bir metal kütlesinden başka bir şey değildik. Uzaktan bakınca kayan yıldızlar kadar güzel görünüyorduk. Gerçekte ise, tek başımıza uzaya hapsolmuş, hiçbir yere gidemeyen tutsaklar gibiydik. Ancak iki uydunun yörüngeleri tesadüfen kesişince bir araya gelebiliyorduk. Hatta birimize duygularımızı bile açabilirdik. ..."
"Sen Sputnik denen şeyin Rusçada ne anlama geldiğini biliyor musun peki? İngilizce'deki karşılığı 'travelling companion' imiş. 'Yol arkadaşı.'
... Ama neden Ruslar bir yapay uyduya bu tuhaf adı takmışlar acaba? Tek başına dünyanın çevresini fırıl fırıl dönen, zavallı bir metal kütlesinden başka bir şey olmamasına rağmen."