Ezgi altuğ

Ezgi altuğ
@EzgiAltg
sensiz gunler, gumus tellerdir ilk kar gibi ansizin dusuveren saclarima, yarali bir kaplan cigligidir, vurdum duymaz daglarin suratina haykirilan . aci bir turkudur sonu gelmeyen, yasanan bir huzundur artik. bir agactir tum dallari budanan. duyup da isyanimi karamsarliga kapilma. biliyorsun her bulut kendi yagmurunu tasir, karanliklar dusen damlalarla aydinlanir. sevinc bir tohum gibi yeseriverir avuclarda, isir gozlerin ici, aydinlanir yuzler, avuclardan tasan sicaklik. anlatir dillerinin anlatamadigini, yiter gider ayrilik, yiter gecen gunlerin soluk ruzgarina takilip. kapi disari edilir hasret ve mutluluk genis bir merhabayla kurulur yurekteki tahtina.
Sayfa 59 - everest
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kalem, içindeki mürekkebe yükler her şeyi, akıtır. Hafifler yazının sonunda. Ama kağıt öyle mi? O, üzerine yükleneni taşır. Ağır gelmez mi? Gelir. Ama kağıt iste. Her şeye katlanır.
Sayfa 64 - Timas
Edebiyat
sana binlerce diyar getireyim icimden sana en mahrem gunun yorgun ikindisini sana binlerce hayal, sana binlerce gulsen her birinde cicekler ayri renk, ayri alem her birinde o siyah bakislarin daha sen mevsimler sunayim ki, ne tereddut, ne elem ellerim,bilir misin, isiklardan suzulur her huzmede binlerce kardelendir buyuyen her cizgisi adina yazilmis methiyedir bu soguk iklim neden, bu kacisin niyedir sen ey yalnizligimin kollarinda yuruyen geceler saclarinda saklidir, bilmez misin yolculardan izini aliyor karanligin gel benimle atese gir desem, girmez misin yine mi terk ediyor gokyuzunu bulutlar yine mi curutuyor tohumunu asiyan bir defa dokunmali bir mumun yuregine bir defa yurumeli devlerin koprusunden madem ki gidiyorsun, adresimi al benim sen hazani bilmeyen bir baharsin, bil de git aglayan yuregime bir defacik gul de git
Sayfa 97 - timas
Şiir
6.bolum
... Duncan, Annie ile birbirlerine hic asik olmamalarinin sorun olusturmadigini dusundu. Onlarin ki gorucu usulu evlilikti ve gayet iyi gitmisti: arkadaslar onlarin ilgi alanlarini ve huylarini dikkatle eslestirmis ve hakli cikmislardi. Bir yapbozun birbirine gecen iki parcasi gibi, bir kez olsun uyumsuzluk hissetmemisti denebilir. Bu iddaanin hatrina, yapboz parcalarinin dusunceleri ve duygulari oldugu varsayilacak olursa, o zaman kendilerine, "Burada kalacagim iste. Baska gidecek neresi var ki?" dye sorduklari hayal edilebilir. Ve baska bir yapboz parcasi gelip de ayartici bir sekilde kendi girinti ve cikintilarini parcalardan birinin aklini celmek icin sunarsa, bu ayartmaya direnmek kolaydir. "Sen bir telefon klubesinin parcasisin, bense Iskocta Kralicesi Mary nin yuzuyum. Beraber olamayiz ." Hepsi buydu iste. ...
Sayfa 82 - sel yayin
Edebiyat
...Evrenin efendisi için açıyordu güller bir sabah selasında Hüseyni makamında söylenen bir selada ve bizzat sonbahar bahçelerinde Çam dalları arasından sızan rüzgarın soluğu Sürekli zikir üzre pınarın sesi Ve sonra ezana geçilmişti O dağların üzerinde özgürlük meşalesi gibi seyrettiğimiz Bir kurtuluş kandili gibi idrak ettiğimiz Tan yıldızı da doğmuştu Bir dirilişi muştulayan horozlar Kuzular kuşlar böcekler acıkan ve acıkmayan diğer yaratıklar Doğan güne gülümseyen çocuklar Ve sonra Hepsini kuşatan kıyama duran Kalbim Tabiatın içinde tabiatla birlikte.
Şiir