sensiz gunler, gumus tellerdir
ilk kar gibi ansizin dusuveren saclarima,
yarali bir kaplan cigligidir,
vurdum duymaz daglarin suratina haykirilan .
aci bir turkudur sonu gelmeyen,
yasanan bir huzundur artik.
bir agactir tum dallari budanan.
duyup da isyanimi karamsarliga kapilma.
biliyorsun her bulut kendi yagmurunu tasir,
karanliklar dusen damlalarla aydinlanir.
sevinc bir tohum gibi yeseriverir avuclarda,
isir gozlerin ici,
aydinlanir yuzler,
avuclardan tasan sicaklik.
anlatir dillerinin anlatamadigini,
yiter gider ayrilik,
yiter gecen gunlerin
soluk ruzgarina takilip.
kapi disari edilir hasret
ve mutluluk genis bir merhabayla
kurulur yurekteki tahtina.
Kalem, içindeki mürekkebe yükler her şeyi, akıtır. Hafifler yazının sonunda. Ama kağıt öyle mi? O, üzerine yükleneni taşır. Ağır gelmez mi? Gelir. Ama kağıt iste. Her şeye katlanır.
sana binlerce diyar getireyim icimden
sana en mahrem gunun yorgun ikindisini
sana binlerce hayal, sana binlerce gulsen
her birinde cicekler ayri renk, ayri alem
her birinde o siyah bakislarin daha sen
mevsimler sunayim ki, ne tereddut, ne elem
ellerim,bilir misin, isiklardan suzulur
her huzmede binlerce kardelendir buyuyen
her cizgisi adina yazilmis methiyedir
bu soguk iklim neden, bu kacisin niyedir
sen ey yalnizligimin kollarinda yuruyen
geceler saclarinda saklidir, bilmez misin
yolculardan izini aliyor karanligin
gel benimle atese gir desem, girmez misin
yine mi terk ediyor gokyuzunu bulutlar
yine mi curutuyor tohumunu asiyan
bir defa dokunmali bir mumun yuregine
bir defa yurumeli devlerin koprusunden
madem ki gidiyorsun, adresimi al benim
sen hazani bilmeyen bir baharsin, bil de git
aglayan yuregime bir defacik gul de git
...
Duncan, Annie ile birbirlerine hic asik olmamalarinin sorun olusturmadigini dusundu. Onlarin ki gorucu usulu evlilikti ve gayet iyi gitmisti: arkadaslar onlarin ilgi alanlarini ve huylarini dikkatle eslestirmis ve hakli cikmislardi. Bir yapbozun birbirine gecen iki parcasi gibi, bir kez olsun uyumsuzluk hissetmemisti denebilir. Bu iddaanin hatrina, yapboz parcalarinin dusunceleri ve duygulari oldugu varsayilacak olursa, o zaman kendilerine, "Burada kalacagim iste. Baska gidecek neresi var ki?" dye sorduklari hayal edilebilir. Ve baska bir yapboz parcasi gelip de ayartici bir sekilde kendi girinti ve cikintilarini parcalardan birinin aklini celmek icin sunarsa, bu ayartmaya direnmek kolaydir. "Sen bir telefon klubesinin parcasisin, bense Iskocta Kralicesi Mary nin yuzuyum. Beraber olamayiz ." Hepsi buydu iste. ...
...Evrenin efendisi için açıyordu güller bir sabah selasında
Hüseyni makamında söylenen bir selada ve bizzat
sonbahar bahçelerinde
Çam dalları arasından sızan rüzgarın soluğu
Sürekli zikir üzre pınarın sesi
Ve sonra ezana geçilmişti
O dağların üzerinde özgürlük meşalesi gibi seyrettiğimiz
Bir kurtuluş kandili gibi idrak ettiğimiz
Tan yıldızı da doğmuştu
Bir dirilişi muştulayan horozlar
Kuzular kuşlar böcekler acıkan ve acıkmayan diğer yaratıklar
Doğan güne gülümseyen çocuklar
Ve sonra
Hepsini kuşatan
kıyama duran
Kalbim
Tabiatın içinde tabiatla birlikte.