Kendime karşı oynamaya çalıştığım andan itibaren farkında olmadan kendime meydan okumaya başlamıştım. İki "ben" imden her biri, yani "siyah ben" ve "beyaz ben, " birbirleriyle rekabet etmek zorundalardı ve her biri kendisi için galip gelmek, kazanmak amacıyla kendini bir hırsa, bir sabırsızlığa kapatıyordu. "Siyah ben" olarak yaptığım her hamdeden sonra, heycan içinde "beyaz ben" ın ne yapacağını bekliyordum. İki "ben" den her biri diğeri bir yanlış yaptığında zafer sevinci yaşıyor ama aynı zamanda da kendi beceriksizliğinden dolayı öfkeleniyordu.