Benim için Son Ada, hem bir distopya hem de günümüz toplumlarının birebir yansıması. Gücün tek bir kişinin iradesinde toplandığında nasıl yozlaştığını, insanların korku ve çıkar uğruna nasıl kolayca sessizleşebildiğini anlatıyor. Belki de en acı tarafı şu: Livaneli’nin çizdiği tablo bize çok uzak değil, tam tersine yanı başımızda yaşanıyor. Üstelik bu sessizlik, bazen açık bir zulümden daha yıkıcı olabiliyor. Çünkü sustukça düzeni meşrulaştırıyor, kötülüğün kök salmasına izin veriyoruz. Bu açıdan kitap, sadece bir kurgu değil, aynı zamanda okura yöneltilmiş güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.
Kitap kapağında vurgulandığı gibi bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.