•İdeal bir şekilde zihni açık, yani ideal bir şekilde normal insan, içindeki hiçlik'ten başka hiçbir şeye tutunmamalıdır... Onu işittiğimi farz ediyorum:
*Amaçtan, bütün amaçlardan koparılmışım; arzularımın ve burukluklarımın sadece formüllerini muhafaza ediyorum. Sonuca bağlama eğilimine direndiğim için ruhu yendim; tıpkı hayatı da, onun içinde çözüm aramaktan dehşete kapılarak yendiğim gibi... İnsanın seyri — ne mide bulandırıcı şey! Aşk — iki tükürüğün karşılaşması... Bütün duygular mutlaklarını salgı bezlerinin sefilliğinden alırlar. Asalet, varoluşun yadsınmasındadır; harap olmuş manzaralara tepeden bakan bir tebessümdedir yalnızca
•O şehvet denilen şey yok mu? Çok kötü bir şeydir. Ama gerçekten pistir. "Aşkın ruhu" denilen hayali kişiliğin temiz elbisesi kötü şehvet ile kirlenince zevki kaçar fakat o zaman hırslı insanın gözlerine perde çektiği için, adam o lekeyi göremez.
•Gerçeği arıyoruz çünkü zihnimizde depoladığımız yalanlara inanıyoruz. Adaleti arıyoruz çünkü sahip olduğumuz inanç sisteminde adalet yok. Güzelliği arıyoruz, çünkü kişi ne kadar güzel olursa olsun, o kişinin güzelliğine inanmıyoruz. Her şey zaten içimizde olduğu halde, gerçeği adaleti ve güzelliği umutsuzca dışarıda aramayı sürdürüyoruz. Arıyoruz, arıyoruz, arıyoruz. Bulunacak bir gerçek yok.