Daha önce de birkaç mola yazısı yazmıştım, her seferinde en zoru bu yazı olacak diyorum :)
O yüzden ne diyeceğimi neresinden tutturacağımı bilemiyorum.
Yaşadığım sağlık sorunlarım yüzünden zaten ara ara verdiğim molalardan da anlaşılmakta ;
Gözlerimde oluşan enfeksiyon sebebiyle bir müddet tedavi görmeye mecburum.
Yani benim için ayrılıp, tedavi sürecimi başlatmanın vaktidir.
İlk günden itibaren iletişim içinde olduğum, hiç bir iletişim olmasa da aynı kitapların farklı satırlarında buluştuğum tüm üyelere varlıkları için minnettarım.
Teşekkürümü de yüreğimin taa içinden ettiğimden samimiyetimden lütfen emin olun.
Hakkınızı helal edin...
"Ne zaman elime bir kalem alsam
Sana seslenmek geliyor içimden"
Bazen öyle anlar gelir ki kendini bir yerlere atıp ağlamaya, sustuklarını haykırmaya çalışırsın.
Haykırırsın sonuna kadar, kendi sesimi duymayayım diye.
Ne kadar çabalasan da etrafında sadece yalnızlığının sığınağını saran o hüzünden örülü duvarlarla baş başa kaldığını görürsün.
Konuşmak istersin, konuşamazsın duvarlar cevap vermez ki sana duvarlar anlamaz ki seni. İçin acır.
Hem öyle bir yanar ki canın , sen bile sana acıyan olursun.
Susarsın hiç bir şey yokmuş gibi , sevdan özlemin geçmiş gibi gülümsersin herkese her şeye.
İnandılar sana, yaralarına, anladılar zannedersin.
Bilmez anlamazsın ki gözlerinden yansıyan hüzünlere , aman dilediğin yardım beklediğin o tükenmek bilmez sızına rağmen sadece sabredemez, veda ederler.
Bağışlıyorum kendimi, sen de , kendimi bağışladığım gibi bağışla beni ne olur dersin, eskisi gibi olabilmek istersin; ama bağışlanmanın ne olduğunu , bağışlanmazsan da nasıl unutman gerektiğini , sevmek istediğinde korkunu nasıl yeneceğini, söylenemeyen onlarca hasret, sarılma özleminin aranıza duvar oluşturmadan nasıl besleneceğini bilemezsin.
Gitmesini söyledim derken aslında "gitme kal" dediğini hissettiremezsin.
Gidemediğin ve kalamadığın gibi.
Ne konuşabilir, ne susabilir, ne
anlayabilir ne de anlatabilirsin.
Yaralarımın susarak anlatmaya çalıştıklarını belki bir gün anlarsın.
Anlatamadığım her şey gibi.
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Alpay Yayınları · 1967206 okunma
Aramızdaki engelin ne olduğunu, hangi bağların bizi birleştirdiğini, hangi bağların ayırdığını bilmiyordum. Bir zamanlar severdik birbirimizi. Şimdi ise ölü gözlerle bakışıyorduk. Felaketten önceki o zamanın üzerinde güneş ışını gibi parıldayan o sevinçle birbirimize bağlı olduğumuz halde, sevincin uzun süremeyeceğini durmadan birbirimize hatırlatıyorduk.