Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasında ki farkı anlayabilme sağ duyusu ver.
Ne ellerim bağlıydı, ne de ağzıma bir şey tıkanmıştı ama kendimi gene bir tutsak gibi hissediyordum. Bilinmezliğe doğru yapılan zorunlu bir yürüyüşün kurbanıydım.
Çok sonra anlayacaktım ki, maddi nesnelerden ve bazı önyargılardan kurtulmak 'varolmaya' doğru yapacağım o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı.