Fatma B.

Fatma B.
“Ben eylemi severim, bahaneleri değil.” Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
9/10
·432 syf.·
2025 28. kitabı
Daha önce yazarın iki kitabını Aylin Büyüksavaş sayesinde okumuştum ve çok beğenmiştim. Serinin kalan kitapları da çıktıkça okumak istedim. Polisiye–gerilim türünde oldukça başarılı bir eser olduğunu düşünüyorum. Bu kitap yalnızca suç ve şiddet üzerinden ilerlemiyor; aynı zamanda karakterlerin, özellikle de dedektif Hunter’ın, psikolojik dünyalarını da derinlemesine ele alıyor. Geçmişte yaşanan travmaların bir insanın geleceğini nasıl şekillendirdiğini okurken hikâyenin içine kolayca çekiliyorsunuz. Los Angeles Cinayet Masası Özel Biriminde görev yapan dedektif Hunter, kitabın en güçlü unsurlarından biri. Yazar, hem Hunter’ın hem de diğer karakterlerin ruhsal durumlarını ve fiziksel özelliklerini oldukça canlı bir anlatımla aktarıyor. Akıcı dili sayesinde kitabı elinizden bırakmakta zorlanıyorsunuz; Hunter’ın peşini bir an olsun bırakmak istemiyorsunuz. Polisiye severler için kesinlikle tatmin edici bir okuma deneyimi sunuyor. Şu ana kadar serinin ilk üç kitabını – Haçlı Katil, Korku Avcısı ve Gece Sapığı – okudum. Bu üç kitap olay örgüsü bakımından birbirinin doğrudan devamı olmasa da, Hunter karakteri tüm hikâyelerin merkezinde olduğu için aralarında güçlü bir karakter bütünlüğü bulunuyor. Her kitapla birlikte Hunter’ın kişiliği, geçmişi ve içsel çatışmaları daha belirgin hâle geliyor. Haçlı Katil ile başlayan karakter tanımı, Korku Avcısında derinleşiyor; Gece Sapığı ise bu birikimi daha da olgunlaştırarak hem atmosferi hem de karakteri güçlü bir noktaya taşıyor. Kitaplar bağımsız okunabilir olsa da, sırayla okunduğunda Hunter’ın ruh hâlindeki değişimi ve mesleki yıpranmışlığının izleri çok daha net hissediliyor. Genel olarak yazarın üslubu akıcı, karakter betimlemeleri yerinde ve kurgu temposu oldukça başarılı. Hem gerilim hem de psikolojik derinlik arayan
1000k
Gece SapığıChris Carter · Pegasus Yayınları · 2025234 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·128 syf.·
2025 13. kitabı
Bay Farris 12 yaşındaki Gwendy’e Düğme Kutusu’nu emanet eder. 1974-1984 arasında kutunun varlığı Gwendy’e bir ödülden ziyade yaşına göre büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Düğme Kutusu’nda siyah, kırmızı, koyu yeşil, açık yeşil, sarı, turuncu gibi renklere sahip düğmeler bulunmaktadır. Gerçekleşmesi istenilen şey neyse onu düşünerek düğmelerden birine basınca o şey gerçeğe dönüşmektedir. Gwendy bunu merakıyla tecrübe etmektedir. Asıl sorun şu ki; Düşünce, iyiye ve kötüye göre yol almaktadır. Bu nedenle Bay Farris’in kutuyu emanet etmek için çocukları seçmesi tesadüf değildir bana göre. Yetişkin bir birey de seçebilirdi. Çok fazla gözlemlediği hakkında her şeyi bildiği pes etmeyen, azimli bir çocuk olan Gwendy’i gözüne kestirdi Bay Farris. Meraklı, kötü niyetli bir insanın elinde atom bombasından farkı olmayan bir şeye dönüşebilirdi eğer Gwendy kötü niyetli biri olsaydı. Bazen iyi niyetli olduğumuz halde bile işler umduğumuz gibi gitmez. Merak her insanda var ama fazlası büyük sorunlara yol açabilmekte… Benim anladığım ve çıkardığım sonuç bu. :) Hikâye olarak güzel. İnsan tutkularının efendisi mi yoksa kölesi mi, bu hikâye ile düşünmüş oluyoruz. Benim elimde öyle bir kutu olsun istemezdim. Sürekli varlığını hissetmek bile korkutucu bana göre :) Başlangıç da olsa biraz daha olay, kaos, kötülük okuyabilirdik sanki. Bir de kitapta “-yor” olarak anlatımı kafamda oturtamadım. “Girişte duruyor ve idrak etmeye çalışıyor.” Sonuç olarak ben King varsa öyle de olsa böyle de olsa okuyorum arkadaş, (Richard Chizmar’ı unutmayalım adı geçsin tabii) siz okursunuz okumazsınız bilemem :) Ama okumanızı da isterim. Üçüncü kitabı da aldım tam elime ulaştı ikincisi çıktı. Onu okuduktan sonra üçüncüyü okuyacağım. Son kitapta yine genel düşüncelerime yer vereceğim. 1.kitap
Gwendy’nin Düğme KutusuStephen King · İnkılap Kitabevi · 2024753 okunma
10/10
·320 syf.·
2025 11. kitabı
Karakterleriyle, konusuyla, anlatımıyla keyif alarak okuduğum yer yer hüzülendiğim bir roman Dokunmadan. Yazar ile tanışma kitabım ve harika bir başlangıç yapmış oldum yazarımızın bu romanıyla. Umarım diğer kitapları da bu kitap kadar etkiler beni. Romanın adı, karakterleri, konusu, romanın toplumsal dokusu… her şeyiyle etkileyiciydi, etkilendim… Romanda çok fazla isim kalabalığı yok. Zaten baskın olan Adalet, Sadi Seber (adamım:) ve Hülya. Aralarında geçen konuşmalar o kadar güzeldi ki okurken kendimi tutamayıp ufaktan kahkaha atmış olabilirim. Bununla birlikte; Bir dünya çizerdim tuvale. Dünyanın yarısına gökkuşağı renkleri hakim olurdu diğer yarısına ise karanlık. Kitabı kapattığımda böyle bir resim geldi gözümün önüne. Farklı bir his… Adalet 29 yaşında ve ölümcül bir hastalığa yakalanıyor. İçindeki suçluluk duygusunu atamadığından ilk kötülük yaptığı kişiyi bulmak için yola koyuluyor Hülya ile. Onlar yolculuk yaparken siz de kendi içinizde yolculuk yapıyorsunuz, düşünüyorsunuz, sorguluyorsunuz; hayatı, dünyayı, kendinizi, yaptıklarınızı, yapmadıklarınızı, keşkelerinizi… Ölüm, yaşam, görmezden gelme, yalnızlaşma, kendi içine kapanma, hayattan soyutlanma, sessiz kalma, aşk gibi konuların işlenme şekli de romana derinlik kazandırmış. Benim düşüncelerim bu şekilde :) Keyifli okumalar diliyorum…
Edebiyat
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma
8/10
·128 syf.·
2024 365. kitabı
“Arkasından gitmek istedim. Olmadı.” Tarık Tufan kaleminden okuduğum 4.kitap, gerçekten bağımlılık yapıyor. Kitap üç bölüm şeklinde yazılmış bölümler arasında kopukluk bulunmuyor. Sayfa sayısı az olmasına rağmen anlam bakımından okuyucusunu doyurabilecek derin bir kitap bana göre. Özellikle kitabın kapağını açar açmaz şu şiir çıktı karşıma: Yakınlaşmış bir ölüm mü? İnsan alışıyor bir şekilde. Benim aklım sende hâlâ. Susuşunda. Gözlerini kaçırışında kaldı aklım. Gidişinde en çok… “Hem ben bir kez öldüm. Bir kere daha ölürüm.” (İsmail Kılıçarslan) Tamam dedim başlıyoruz yine :) Gardımı aldım ama çok sürmedi tabii. Kitabın isimsiz karakteri kanser hastası. Dışa dönük bir karakter olmadığından içinde olan biteni yazmaya karar veriyor. Yazıların arasında şiirler de var. Neredeyse bir defa değil iki üç defa okudum. Bu hüzünlü sonbaharda sonbahar temalı bir kitap. Anlam da yoğun daha ne olsun. Aile, çevre, geçmiş, inanç, düşünce temelinde şekillenen bir konuya sahip Hayal Meyal. Kimse karşısındakinin ne hissettiğini bilmek istemiyor, sadece kendi acısı varmış her şey sadece onların başına gelmiş gibi davranıyor herkes. Ses çıkarıp kendini ifade ettiğin zaman ise bütün fatura sana kesiliyor, sen haksız ve düşüncesiz oluyorsun. İnsanı ailesi de anlamayacaksa kim anlayacak? İnsanın kendi kendini anlaması yetmiyor bazen. Herzaman Nurettin Efendi gibi maneviyatı ve kalbi güzel biri de çıkmıyor insanın yoluna. Allah’tan ümidinizi kesmeyin, duanızı eksik etmeyin, inancınızı kaybetmeyin diyor değerli yazarımız, Nurettin Efendi’nin söyledikleriyle. Sonu beni şaşırttı yine. Umarım en kısa zamanda yazarın kitaplarını okursunuz. Keyifli okumalar.
Hayal MeyalTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20207,3bin okunma
9/10
·512 syf.·
2024 364. kitabı
Stephen King bu kitabında paranormal olaylar yok fakat King dünyalarımızı etkileyen Covid salgınına da kayıtsız kalamamış çünkü kitabı o dönemde kaleme almış. İnsanoğlu çabuk alışıyor ve unutuyor. Bu kitabı okurken o günlere dönmek… Üzerinden uzun zaman geçmiş gibi… Garip hissediyor insan. Penny kayıp kızının bulunması için Holly ile iletişime geçiyor, Holly annesini Covid nedeniyle kaybediyor. Geçmiş ve annesiyle olan savaşı devam ederken Bonnie’yi aramaya koyuluyor. Arama sırasında başka kayıp olaylarıyla da karşılaşıyor. Parçaları birleştirerek bütüne yani sonuca ulaşmaya çalışıyor. Bakalım nasıl bir son bekliyor Holly’i? Bu kitapta başka cinayetlerin isimleri de geçiyor. Yazarın notundan okuduğum kadarıyla Kan Varsa ve Bay Mercedes üçlemesinde de ismi yer alıyor Holly’nin. Olay bağlantısı değil ama okusaydım kim neden öldürülmüş nasıl öldürülmüş konu ile ilgili fikir sahibi olabilirdim diye düşünüyorum. Okuyup geçmek durumunda kaldım. Ama kitabın akışını etkilemedi. Notumu aldım o kitapları da okumak istiyorum. Holly güzel olmuş bence sevdim ben. Ruh hali, düşüncesi, yaşadıkları beni etkiledi. Karakterlerin ruh halleri, insanların saf kötülükleri, ailelerin çocukları üzerindeki psikolojik baskılarının etkileri, salgının politik görüş farklılıklarına ve insanların düşünce ve yaşayış tarzlarına etkilerini, ırkçılık ile ilgili yaşananları okuyor olacaksınız. Bu kitapta beni en çok düşündüren aileleri çocuklarına daha farklı davransaydı sonuç yine aynı mı olurdu, sorusu. Aklıma gelmişken Holly yeni başka bir kitapta karşımıza çıkabilir. Ben öyle bir şey hissettim. :) Ayrıca King’in film, kitap ve müzik arşivinin de ne kadar etkileyici, geniş olduğunu göreceksiniz. Keyifli okumalar dilerim :)
HollyStephen King · Altın Kitaplar · 2024559 okunma