Karakterleriyle, konusuyla, anlatımıyla keyif alarak okuduğum yer yer hüzülendiğim bir roman Dokunmadan. Yazar ile tanışma kitabım ve harika bir başlangıç yapmış oldum yazarımızın bu romanıyla. Umarım diğer kitapları da bu kitap kadar etkiler beni.
Romanın adı, karakterleri, konusu, romanın toplumsal dokusu… her şeyiyle etkileyiciydi, etkilendim…
Romanda çok fazla isim kalabalığı yok. Zaten baskın olan Adalet, Sadi Seber (adamım:) ve Hülya.
Aralarında geçen konuşmalar o kadar güzeldi ki okurken kendimi tutamayıp ufaktan kahkaha atmış olabilirim.
Bununla birlikte;
Bir dünya çizerdim tuvale. Dünyanın yarısına gökkuşağı renkleri hakim olurdu diğer yarısına ise karanlık. Kitabı kapattığımda böyle bir resim geldi gözümün önüne. Farklı bir his…
Adalet 29 yaşında ve ölümcül bir hastalığa yakalanıyor. İçindeki suçluluk duygusunu atamadığından ilk kötülük yaptığı kişiyi bulmak için yola koyuluyor Hülya ile. Onlar yolculuk yaparken siz de kendi içinizde yolculuk yapıyorsunuz, düşünüyorsunuz, sorguluyorsunuz; hayatı, dünyayı, kendinizi, yaptıklarınızı, yapmadıklarınızı, keşkelerinizi…
Ölüm, yaşam, görmezden gelme, yalnızlaşma, kendi içine kapanma, hayattan soyutlanma, sessiz kalma, aşk gibi konuların işlenme şekli de romana derinlik kazandırmış.
Benim düşüncelerim bu şekilde :)
Keyifli okumalar diliyorum…