bazen başımı kaldırıp baktığımda, onu gözlerini bana dikmiş başını sallarken buluyordum.
''tanrım, neden evlendim ki seninle?''
tek kelime etmeden aptal gibi sırıtmakla yetinirdim, çünkü ben de nedenini bilmiyor, ama benimle evlendiği için mutluluk ve gurur duyuyordum.
ben, yazar, john fante; üç kitabın yaratıcısı. ilki 2300 sattı, ikincisi 4800, üçüncüsü 2100. ama hollywood'da kitaplarının kaç sattığını sormuyorlar adama. o sıra aradıkları şeye sahipsen öderler, hem de iyi öderler. o sıra aradıkları şey bende vardı.
gençliğimin en gözde kitaplarından biri bu; günter grass'ın ''teneke trampet''i. gerçekten de insanın üzerinde vahiy etkisi bırakacak bir modern alman romanı. büyümeyi reddeden ve sonunda kötü yürekli bir çocuk olarak kalan cüce oscar'ın öyküsü.
işte şimdi mazi karşısına dikilmiş onunla el sıkışıyordu. sıradan yaşanmış bir hayat; nasıl büyük bir mutluktu bu! peki ama o neden yapamamıştı ki bunu? yapılabilecek bir şeydi oysa.
gronland gibi semtlerin metropollere has özellikleri, karanlık çöktüğünde daha da belirginleşir. sesler daha güçlü duyulmaya başlar, gölgeler daha kesin çizgilerle çizilmiş gibi görünür, herkes ve her şey olması beklenen ancak asla olmayana kulak kabartmış gibidir. atmosfer olabileceklerin etkisi altındadır, öyle ki karanlıktaki her haykırış ya da sokak ışıkları altındaki her yabancı yüz kayıp bir gerçekliğin simgesine dönüşür.