Sözlerimin özü: O özgür kılıcı, yaratıcı, bilinçli insan; Doğa, Tarih ve Toplum düzeni zindanlarından bilim ile kurtulur. Dördüncü zindandan ise din ile kurtulur,(68) aşk ile kurtulur. Radhakrishnan’ın(69) dediği gibi: «Biz insanlar, insan olma ödevi ve sorumluluğu ile, bir işbirliği adına çağrılıyız. Nasıl bir ahd ve and? Öyle bir and ki, bu and ile insan, Tanrı ve aşk, başka bir yaratış ve başka bir insan için koyulurlar. Budur insanın sorumluluğu.»
Ben sana yalan söylemiyorsam, sen de bana iş hayatında yalan söylemeyesin diyedir. Ben karşılıksız çek vermiyorsam, itibarım sürsün ve bundan sonra da çeklerimin nakit para yerine piyasada kullanılabilsin diyedir. Bunlar hep yarar düşüncesine dayanan ahlâkî davranışlardır, akıl ve mantık içinde olagelirler. Fakat ben yalan söylememek için yalan söylemiyor ve kendim arzuladığım da olsa böyle davranıyorsam, hiçbir karşılık da beklemiyorsam, doğruyu, mahvoluşum pahasına da olsa söylüyor ve hiçbir karşılık beklemiyorsam, üstelik herşeyimi yitiriyorsam, işte burada bambaşka bir ben’i görüyoruz: «İnsanın ortay çıkışı muştusudur bu! Hangi insanın? İçindeki korkunç dördüncü zindandan da kurtulabilen ve iman ve aşk güneşi altında insan olma yönüne doğru adım atmaya başlayan insanın!
İlahi meşiyyet» (ilahi iradenin herşeyi yönetmesi) insanın irade ve seçimi hiç sözkonusu olmaksızın hükmünü yürütüyorsa, insan «sorumlu» değildir. Ve sorumlu olmayan insan da insan değildir.
Erkeklerle kadınların apayrı lisanlar konuştuğunu altını çizen Deborah Tannen’ın araştırmaları, cinsiyetlerin konuşurken farklı hedefleri olduğunu gösteriyor. Erkekler birbirleriyle rekabet etmek ve sorun çözmek için sohbet ederken kadınlar duygularını paylaşıp birbirleriyle bağ kurmaya çalışıyorlar. Bu da erkeklerin sosyal ilişkilerinde zıtlaşmaktan ve kendilerini ifade etmekten çekinmemeleri anlamına geliyor; kadınlar ise gün içinde deyim yerindeyse karnından konuşup açık çatışmadan kaçınıyor. Kadınlar sürekli erkeklerin kendilerini dinlemediğinden, erkeklerin de kadınların boş konuşup kafa şişirdiğinden şikayet etmesinin temeli de burada aslında.