Öğrenmenin sadece okulda gerçekleşeceğine inanmanın her ortamda gerçekleşebilen öğrenebilme yeteneğimiz kaybetmemize neden olmak gibi bir bedeli vardır.
1600’lü yıllarda, aşırı derecede şeker kullandıkları için Londra’nın zengin kesiminin dişleri çürümeye başlamış. Bunun üzerine şeker alacak durumda olmayan yoksullar, dişlerini boyamak suretiyle çürümüş gibi gösterip yoksulluklarını gizlemeye çalışmışlar. Zira çürük diş zenginliğin, dolayısıyla da “çekici bir seks partneri”nin göstergesi hâline gelmiş.
Tarih öncesi dönemlerde eşler sürekli birbirlerinin yakınında olduklarından erkeklerin evrimin can alıcı sorularından biriyle kafalarını yormalarına gerek kalmıyordu: Bu çocukların babası gerçekten ben miyim? Bunu yüzde yüz bilmeleri o zamanlarda da mümkün değildi tabii, ancak tereddüde sebep olacak bir durum söz konusu değildi. Tarımcılığın başlaması ve bunun akabinde yaşanan nüfus patlamasıyla babalık şüphesi güncellşti. Ayrıca erkekler bazen eşlerinden ve çocuklarından oldukça uzakta bir tarımsal alanda çalıştıkları için eşler artık sürekli birbirlerinin yakınında değildi. Tarih öncesinin görece cinsel serbestliği tarım döneminde sorun olmaya başladı. Erkekler eşlerinin doğurdukları fazla sayıda çocuğun babası olduklarından nasıl emin olabilirlerdi? Bu can sıkıcı sorunun getirilen çözümlerden bir tanesi kadınların özgürlüklerini kısıtlamak oldu. Milyonlarca yıl işlevini yerine getirmiş olan eşitlik sistemi yerini kadınlara uygulanan baskılara ve yeni bir namus anlayışına bıraktı. Kadınlar bazen kelimenin gerçek anlamıyla eve hapsedildiler ya da örtünmeden,bekaret kemeri takmadan sokağa çıkmaları yasaklandı.
Tarım öncesi dönemlerde mücadeleye sebep olacak bir mal varlığı olmadığı için doğmadığımız bireyler ve aileler arasında büyük bir iktidar farkı yoktu. Ancak bu durum Tarım Devrimi’nden sonra tamamen değişti, yeni güç ilişkileri baş gösterdi. İktidar sayesinde daha fazla çocuk ve evlilik dışı ilişki şansına erişecek büyük toprak sahipleri, krallar ve naipler ortaya çıktı. Bunun yanı sıra soyunu devam ettirme şansına sahip olmayan bir zavallılar, fakirler ve boyun eğenler grubu oluştu. Göçebe hayatı süren atalarımızın sahip olduğu güvenli ve düzenli aile yapısı yerini iktidar sahibi kurumlara bıraktı.