İslam mücerret ahlak kuralları halinde değil, alabildiğine hayatın içinde kavranılan ve hayatın somutluğu aracılığıyla soyut vasfı anlaşılabilen bir düşünce ve davranış düzenini öngörür.
Sanki yalçın kayalar yanyana perçinlenmiş,
Öyle bir cebhe kesilmiş ki: Müselsel îmân;
Hangi îmâna dokunsan taşacak itmînân.
Âh o yekpârelik eyyâmı hayâl oldu bugün;
Milletin hâlini gör, sonra da mâzîyi düşün.
Kim bu yalçın kayalar sarsılacaktır derdi?
Öyle sarsıldı ki edvâra tezelzül verdi!
Zenginler, yoksulların kötü talihlerinden yüksek sesle yakınmalarından hiç hoşlanmazlar. Nedendir dersin? Vicdanları rahatsız olduğu için mi keyifleri kaçıyor?