Taş yürekli filan değildir bu insanlar; imgeleme güçleri, kendi dertlerinden, acılarından, gözle görüp elle dokunabildiklerinden ötesine erişmemektedir, o kadar. Aynı kişiler, ağlayan bir çocuğun resmi karşısında, sıradan bir filim, bir öykü, bir oyun karşısında içlenir, üzülür, ağlar. İmgeleme güçleri ancak, bir tür somutluk karşısında canlanır, kıpırdar.
Somutlukların fazlaca tekrarında ise sıradanlaşıŕ ve etkisi azalır. Örn. Deprem, Gazze vs diye düşündüm.Hannah Arendt Kötülüğün Sıradanlığı geldi aklıma 🤔
Gerçek nedir? Peki ya gerçeklik? Düşsel olandan nasıl ve nerede başlar ayrım? Gerçeğe dair ürettiğimiz imgelemler ve gerçeklik üzerine bir düşünce saldırısı.. Sıkı bir hücum..
Bazı filmlere de (The Matrix) konu olmuş; ancak filozofumuz, bir filmde kitabının temel fikrinin böyle harcanmasına yönelik rahatsızlığını dile getirmiştir. Zira film ile birlikte, düşünürümüzün fikirlerinin, bizzat karşı çıktığı şeye dönüşmesi, "simülasyon"un bir parçası olması, kitabın farklı bir yere oturtulmuş olması, hazzetmediği şeyler olmuştur..
Sıkı bir kitap..
Okuyun!
Kitabı okuma konusunda ayrıma düştüğüm yeri aydınlattığınız için çok teşekkür ederim. Filmin ben de yeri çok ayrı aynı zamanda yazarı da çok seviyorum. İncelemenizi göz önünde bulundurarak en kısa zamanda okuyacağım.