Kutbu’l Aktab

Kutbu’l Aktab
@Farukbegg
Biz, bize benzeriz. Siber güvenlik @sehzadefarukbeyy
14 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
Atatürk'e kalkan eli kırarız!
1935 yılının Ekim ayında Atatürk'e yeni bir suikast planlandığı haberlerinin basına yansıması üzere Türk milleti yurdun her yerinde mitingler yaparak "Atatürk'e kalkan eli kırarız" diye haykırdı.
Atatürk
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Öld*receğim kendimi!
Ben! Tanrıtanımazların, Tanrı'nın olmadığına inandıkları halde, kendilerini öldürmemelerine aklım ermiyor. İnsanın, Tanrı'nın olmadığının bilincine varır varmaz, aynı anda kendisinin Tanrı olduğunun bilincine de varmaması budalaca bir şey; yoksa kendi kendini öldürmesi kaçınılmaz olur. Bu bilince vardın mı, artık çarsın ve meşhur olacaksın. Ama günün birinde bir insanın ilk olarak kendisini öldürmesi gerekir, başka türlü kim başlayacak, kim ispat edecek? Başlamak, ispat etmek için ben öldüreceğim kendimi. Şimdilik ister istemez bir tanrıyım ve özgür olduğumu ilan etmeye mecbur olduğum için mutsuzum. Bütün insanlar mutsuz, çünkü özgür olduklarını ilan etmeye korkuyorlar. İnsanoğlunun bugüne kadar böylesine mutsuz olması; özgürlüğünü ilan etmekten korkmasından, özgürlüğünü ancak bir öğrenci kadar ilan etmesindendir. Son derece mutsuzum, çünkü son derece korkuyorum. Korku, insanoğlunun lanetidir... Ama ben özgürlüğümü ilan ediyorum, inanmadığıma herkesi inandırmak zorundayım. Ben başlayacağım, ben bitireceğim bu işi. Kapıyı açan ben olacağım. Kurtaracağım insanoğlunu. Ancak bu kurtarabilir insanları, bir sonraki kuşağı da bedenen değiştirir. Çünkü insanoğlu, bugünkü haliyle “eski Tanrısı" olmadan yaşayamaz. Tanrı oluşumun esasının ne olduğunu üç sene boyunca aradım ve sonunda buldum: Tanrılığımın esası, özgürlüğümdür! Sadece bu özgürlüğü ilan ederek gösterebilirim ne kadar korkunç derecede başına buyruk biri olduğumu. Korkunç derecede başına buyruk olduğumu, özgürlüğümü gösterebilmek için öldüreceğim kendimi!”
Sayfa 714 - Kirilov
Türkiye Cumhuriyeti
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en karanlık, en hazin dönemini yaşıyor. Bir tarafta, Türkiye Cumhuriyeti’ni koşulsuz savunan, Atatürk ilke ve devrimlerinin sahibi ve takipçisi, aydınlanmacı, tam bağımsızlıkçı, sömürünün her türüne karşı, evrensel barıştan yana, yurtsever, ilerici, ulusalcı kesim var. Ancak, ne bir siyasal partiye, ne basın ve yayın kuruluşlarına, ne de kendilerini destekleyecek ulusal sermaye gücüne sahipler. Ülkenin elden gidişini sessiz çığlıklarla izliyorlar. İşlerini ve işyerlerini kaybedenler, üniversite kapılarında bekleyenler, sefalet sınırının altında yaşayanlar, ülke güvenliğini sağlamaya çalışırken baba ocağına tabut içinde dönenler, Mumcular, Üçoklar, Aksoylar, Kışlalılar ve olup-biteni izleyen milyonlarca örgütsüz, dağınık Türk yurtseveri!.. Karşı tarafta ise, ülkeyi etnik ve mezhepsel esasa dayalı olarak bölmeye, yer altı-yerüstü ekonomik kaynaklarını pazarlamaya, din devleti kurmaya ve halkın dinsel inançlarını sömürmeye, hatta Cumhuriyet’in başına numara koymaya kararlı, zengin, güçlü, dış destekli, örgütçü vatan hainleri ve işbirlikçileri ile peşlerinden sürükledikleri ulusal bilinçten yoksun diğer bir kesim!..
Sayfa 10 - Şehit Hablemitoğlu
3 Fidan
1-Ersin Bagatır ismindeki O.D.T.Ü. öğrencisinin dövülmesi : 28 Aralık 1970 tarihinde, gece O.D.T.Ü. yurdu 4. Blok 504 numaralı odasında kalmakta olan müşteki,yatağından alınarak 1. Blok 202 numaralı odaya götürülmüş, oradan da Deniz Gezmiş ve beş arkadaşı tarafından merkezi ısıtma sistemi tüneline götürülerek saat 4.30 a kadar dövülmüştür. 2-Kavaklıdere'de polis kulübesinin kurşunlanması ve iki toplum polisinin vurulması sol köşede bulunan polis kulübesini ateşe tutmuşlar, kulübeye on kurşun isabet etmiş, kulübede bulunan görevli toplum polisleri Nuri Selçuk ve Vahap Çınar kol ve bacaklarından yaralanarak Numune Hastahanesine kaldırılmışlardır 3-T. İş Bankası Emek Şube Soygunu Vezneden 124 bin lira alarak çantaya koyup çıkıp kaçıyorlar kısacası 4-Sevim Onursal'ın evinde İcra memuru, Polis, Avukat, Çilingir, Şoför ve kapıcının bağlanması Sosyalistlerin ablası Sevim onursal deniz gezmiş ekibini soygun sonrası evinde saklıyor ki kadere bak Onursalın evine icra memuru ve avukatla beraber çilingir geliyor işte kapıyı açıyorlar biraz sonra kimliği belirsiz yani 3 Fidan (!) tarafından esir alınıyorlar vs....
Sayfa 62 - Akyüz Yayınları
Tarih
Latin Alfabesi
Abdülhamid ortama egemen olan taassuptan, özellikle de ulemanın taassubundan şikayet eder. Osmanlı ulemasının "aşırı mutaassıp" olduğunu kaydettikten sonra, Avrupa'dan gelen her şeyi şüpheyle karşıladıklarını belirtir... Gregoryen takvimin kullanılması, hatta Osmanlı dilinin öğrenilmesini kolaylaştıracak bir Latin alfabesine geçişi de kapsayan köklü ıslahatlar da düşünmüştür.
Sayfa 279 - Abdülhamid
Tarih