• Her Türk Milliyetçisinin okuması gereken bir kitap. Özellikle de ülkücülerin. Etrafıma baktığım zaman elinde tesbih, yaylana yaylana yürüyen, bir omzu yukarıda diğeri aşağıda, yüz hareketleri uygunsuz, duruşu ciddiyetsiz ve karakteri kaypak olan, ancak kendisini ülkücü diye tanıtan kirli insanlar var. İnanın bu durum o kadar mühim ki insanlar "Vay şu serseriye bak" diye o insanlara hitap ediyorlar. Ama işte serseriden ülkücü çıkmaz. Alparslan Türkeş'in dediği gibi hepimiz birer kutlu Türk bayrağıyız ama o bayrağı bilerek ya da bilmeyerek kirletme tenezzülünde bulunan birçok insan var. O hale gelmişiz ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde "Türk'üm" dediğimiz zaman anında faşist damgasını yapıştırıveriyorlar. Oysaki biz faşizme karşı mücadele etmeye yemin etmiş kutlu Türk Milletinin evlatlarıyız. Bu bayrak inmesin diye en önde koşanlarız. Kökümüzü Türk töresinden ve İslam Dininden alırız. Milletini sevmek için önce insanı sevmen gerekir ilkesiyle yola çıkmış olanlarız. Lakin hakikat olan şudur ki kurunun yanında yaş da yanmaktadır. Bizim hiç mi suçumuz yok? Elbette var. Bir Türk Milliyetçisi olarak okuyup öğrenmeniz gerekir. Bilmeyenlere, yanlış bilenlere anlatmamız gerekir. İnsanlar fikir ve inançlarını, uyuşturucu bağımlılarının uyuşturucularını korudukları gibi korurlar. Orada burada artislik yaparak, ben ülkücüyüm lan deyip peşkeş çekerek insanlar dizginlenilmez. Büyük fikirler ancak daha büyük fikirlerle çürütülür. Fikirler okuyarak öğrenilir. Öğrenen insan yavaş yavaş pişmeye başlar ve gelişir. Gelişen insan yürüdüğü yolun ne denli doğru olduğunu daha iyi anlayıp inanır ve inanan insan asla yenilmez. Gayemiz taklitçilik değil. Kökü mazide olan potansiyel geleceğimiz var. O geleceğe emin adımlarla yürümek istiyorsak kökümüzden kopmamalı, Türk olduğumuzu unutmamalı, en önemlisi önce ahlaklı bir dünya bireyi olmalıyız. Biz omuzlarımızda sadece Türklüğün değil tüm insanlığın kaderini taşıyoruz. Yüreği olan bizle zaten yürür. Yüreği olmayan veya kaldıramayan ise aramızdan sızışıverip bizi bizle bıraksın..
  • Çanakkale savaşının ne kadar önemli olduğunu ve ne güçlükler ile kazanıldığı ayrı zamanda mehmetçiğimizin artık cephesi kalmayıp şehadet şerbetini içmesini gözler önünde sergilemiş
    Büyük kahramanlıklar adında savaşan Koca Seyit 'in 276 Kg top mermisinin ALLAH gücü ile kaldırması ve mucizevi bir atışın "Ocean" gemisini vurması ile İngiliz komutanların buyuk paniğe yol açmasını kitabımız elle almıştır
    Akıcı bir anlam katarak savaşların tarihi ve antlaşmalar yazmaktadır .....

    “Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.”
    *Mustafa Kemal Atatürk
  • Sen gidip Anıtkabirde Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk e hakaret edersen ve bunu sosyal medyada paylaşırsan, aziz Türk milleti bunun hesabını sana sorar, omurgalı olun. Umarım hak ettiğin cezayı bulursun, kendin ettin, kendin buldun.
  • Kişiye özel yorum değildir! 👇

    Birileri Atatürk'e birileri Peygamber(sav) birileri Erdoğan'a (Şuan ki Cumhurbaşkanimıza) birileri Kılıçtaroğlu'na birileri de.... daha kimilerine küfür ede ede ne o küfhrler bitti ne küfür edilecek adamlar bitti, ne de bir tutamlık saygı kaldı, insanların (Vatanı ve Milletine de saygısı kalmadı) bir birine mi düşürülmeye çalışılıyor ya da başka ne oyunlar donüyor bilmem, kahpeliğe de aklım Ermez! Umarım her bir birey sağduyulu olur...

    Hiç bir Tarih ve hiç bir Lider (Türkiye Cumhuriyeti) tarihin acı tatlı hatıraları ile yargılanamaz ve de saygısızlık edilemez...

    Benim Vatanım Benim Peygamberim Benim Liderlerim!...

    Teşekkür ederim...
  • Üzerinde durulması gereken bir diğer konu, çok partili yıllardan itibaren dinî yayınlarda tercüme kitapların her zaman ağırlıkta oluşudur. Kitapları tercüme edilen yazarlar arasında Müslüman Kardeşler'e mensup Mısırlı ve Suriyeli kişiler (Hasan el-Benna , Seyyid Kutup,Muhammed Gazali ) ağırlıklıdır.
    Dinî hayatı,dinî kültürü ve kurumları ciddi sayılabilecek bir zaman dilimi içinde kesintiye uğramış bir ülkede bu durum tabiî karşılanabilir. Fakat cumhuriyeti öncesi Türkiye'sinde var olan önemli bir birikimin bu dönemde göz ardı edilmesi tabiî gözükmemektedir. İslâm felsefesi,kelâm, tasavvuf,felsefe, mantık, fıkıh, fıkıh usûlü, İslâm tarihi,tefsir,hadis,biyografi, İslam'ın çağdaş meseleleri,devlet, medeniyet, kadın,sosyal eşitlik,terakki... alanlarında Cevdet Paşa,İzmirli İsmail Hakkı,Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi,Ferit Kam, Manastırlı İsmail Hakkı,Mehmet Ali Ayni,İsmail Fenni Ertuğrul,Ali Haydar efendi,Seyyid bey,Mehmet Zihni Efendi,Babanzade Ahmet Naim,Mehmet Akif,Mahmud Esad Seydişehrî, Giritli Sırrı Paşa,Mehmed Arif bey...gibi yazarların bugün bile değer ifade eden ve tercüme edilenlerden daha kaliteli olan eserlerine ve düşüncelerine ilgi duyulmaması ve bunların bıraktıkları yerden devam edebilme imkânlarının araştırılmaması dikkate değer olmalıdır.
  • Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bugüne kadar hiçbir zaman bu kadar tehditle aynı anda karşı karşıya gelmemişti.
    Yaşar Nuri Öztürk
    Sayfa 330 - Yeni Boyut Yayınları, 30. Baskı