Fatih

9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Müreccah; Tercih edilen ve müracaat edilen anlamlarını taşıyan bir kelime. Kitabın İthafına bakılınca tercih edilen anlamında kullanıldığı kanaatini taşıyorum. Çünkü "müreccah bir hayat düşleyenlere... " diye başlıyor kitap. Yazarın kendi tecrübeleri ile oluşan kanaati sonrası oluşan bir nasihatler veya özlü sözler mi, yoksa edinimleri ile oluşturduğu bir karakterin dışa vurumu mu bilemiyorum. Ama hemen hemen her bir cümlesi derinlik taşıyan insanı düşünceye sevk eden bercestelerle dolu. Belki yazarın kendine nasihatleri ile dolu, belki de kendinden sonra gelecek bir nesile armağanı ( tecrübe aktarımı) bilemiyorum. Severek okuduğum bir solukluk ama mana içeriği yüksek bir kitap. Erdal abi kişilik olarakta çok sevdiğim saygı duyduğum bir insan. Rabbim başarı versin başarılarını daim kılsın. En çok beğendiğim birkaç alıntıyı da burada yinelemek ve anladığımı aktarmak istiyorum. "İnsanlığı eksik olanın hiç bir şeyi tam değildir." Günümüz dünyasında değişen değer yargılarının eksik yanını çok isabetli bir şekilde anlatıyor bence. "Doğrular her zaman ve her yerde ikrar edilmeyebilirler ancak hiçbir zaman inkâr da edilmemeliler." Bırakın doğrunun inkarını ikrar edilmeyen doğrular zamanla yerini yanlışlara terk etmiyormu? "İyi bir başlangıç yapma isteğiniz, başlangıç yapmanıza mani olmamalıdır." Çoğu zaman mükemmele ulaşmayı isterken sanırım bir arpa boyu yol alamıyoruz oysa herşey amatörce başlayarak mükemmele yürümez mi? "Yenilgisine yengi tohumu ekenlere ne mutlu!.. " Her yenilgi bize bir tecrübe, buradaki hata ve eksikleri görebilmek yeni tohumlar ekmemize imkan sağlarsa yenilmiyoruz yol alıyoruz demektir. "Kendinden gitmeyen, kendine gelemez." İnsanın anlam arayışının netice vermesi genel kabule göre kendini bilmekten geçer. Ama benliğinden vazgeçemeyen kendini
MüreccahErdal Fidan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20267 okunma
Reklam
Puan vermedi·92 syf.··
2025 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 21:48
Kitap hiçbir kalıba cetvelle tabi tutulmadan bir zihin akışı gibi yazılmış. Hani bir düşünceye dalıp çok alakasız bir noktalardan çıkarsınız, ama her konu yeni bir şeyi tetiklemiştirde sonuç ne kadar alakasız görünse de aslında bağlantılıdır. Öyle bir his verdi bana. Sanki her insan dünyanın sırtında bir kamburdur aslında. Ne istediğini tam olarak bilmeyen, belirli bir istikamette değil olağan akışta ilerleyen hem bu akışın müsebbibi hemde müdahil olamayan tepecikler. Buna rağmen ben merkezli istekleri ve beklentileri olan ilgi budalası ve herkesi kendi gibi görmek isteyen bir varlık. Küçük Şule taa o genç dimağında sözleri ayna olarak kullanacağının kararını almış ve sanki çizgisinden çıkmadan daha da gelişerek ilerlemiş gibi. Ben beğeni ile okudum. Kitapta bütüncül bir anlam arayışı aramak yerine cümle cümle ilerlemek daha verimli olur kanaatindeyim. Hatta küçük bir kitap olduğu için ilk seri okuyuş sonra iknci okuyuşta cümle cümle ilerlemek kitapta gözden kaçan cümleleri ve bütüncül anlamları yakalamaya yardımcı olur kanaatindeyim. İlla okunması gereken bir kitap demiyorum. Şule ablaya hayranlığımdan ilk kitabından başlayarak Şule abla ile söyleşi keyfini yaşamak istiyorum. Eğer böyle benim gibi bir hayranlığınız varsa okumanızı öneririm. Övgülere kapılmadam ve yergilere takılmadan okunası bir kitap.
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
Puan vermedi·523 syf.··
2025 43. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 22:37
Birinci ciltte baş karakter olan Aziz'in irfan arayışı, daha doğrusu O aramazken ona sunulan irfan yolları aktarılmıştı. İkinci ciltte ise Aziz'in sürekli bir arayışı ancak bir türlü bulamayışı konu ediliyor. Oysa her yaşanmışlık onu geliştirirken O bunun farkında değildir. İkinci cilt birinci cilde göre daha ağır çünkü daha çok fikir ve düşünceler işleniyor. Hemde Aziz'in hayatına dahil olan herkesin zihninden geçenler kalbine düşenler açığa veriliyor. Öyleki bazen hikayenin kahramanı Aziz mi ikinci üçüncü veya dördüncü karakter mi diye şaşa kalıyor insan. Bazen geri dönüp bu fikirler hangisinden çıkıyor diye kontrol etme gereği duydum. Verilen fikir ve düşünceler mutlak doğru olarak verilmemiş adeta bir yaşanmışlık gibi sergilenmiş. Karar okuyucuya bırakılmış gibi. Tabiki her fikir sahibi kendi argümanlarını kullanmış ama sonuç muallakta kalmış. İsteyen istediği gibi yöneliş yapsın der gibi. Kitabı okurken yorulduğum zamanlar oldu ama kopmak istemiyor biraz da dinleyerek devam ediyordum. Sanki gündelik hayatımın dışında başka bir hayatım varmış gibi, bir parçam eksik, bir yerde bırakmışım hissi yaşıyor, rutin hayatıma devam ederken Aziz'in, Nuhu'nun, Tevhide'nin ya da diğer karakterlerin söylemlerini zihnimde harmanlıyordum. Yorucu ama bir o kadar da keyifli deneyim oldu benim için. Kitapta ki karakterlerle kendimi çok özdeşleştirdiğim için olabilir bilmiyorum ama inanılmaz etkisinde kaldım. İlk kez bir yazarın tüm kitaplarını okuma kararı aldım. Zaten Şule abla (Şule Gürbüz ) bende öyle bir duygu bırakıyor ki sanki yitiğim onda ve ben onu bulup almalıyım. Sanki alemi ervahta tanış olmuşuz da araya dünya perdesi girmiş gibi. . . . Rabbim hidayet üzere yaşatsın cennete götürecek ameller nasip etsin. Ben keyif alarak okudum. Mürid mürşid ilişkilerini farklı bir
Kıyamet Emeklisi - 2. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 2022498 okunma
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
Bir gaye için yola çıkan eşlerin yol serüvenlerini anlatan bu kitap yazarın okuduğum ikinci kitabı. Toplumsal baskıyı bu baskının insan içinde oluşturduğu yıkımı hatta yer yer hakikat ile beklenti arasında oluşan gelgitleri güzel işlemiş. Gerek Ali'nin gerekse Gülfeza'nın duyguları hisli bir dil ile aktarılmış. Abdurrahman Seyhan Hikayesini anlatıtken okur'un merakını taze tutacak gizemi kitap boyunca yeni konular işleyerek taze tutmayı başarmış. Hikayenin akışı, duygular ve duygu geçişleri bence başarılı olmuş. Yazarın taktir ettiğim bir yönü de sadece hikaye üretmek değil aynı zamanda kendi bilgi birikimini okuyucuya sunma çabası oldu. Kah öğüt veren nine, kah teselli veren eş, kah bir bilgenin dili ile. Yazara çıktığı bu yolda başarılar diliyorum. Umarım dileğince başarılı olur hayırlısı ve kolaylığı ile beraber. Kitabı ben beğendim. Sürükleyici bir dili var. İki bilemedin üç solukluk bir dinlence. Mardin'e olan merakım biraz daha depreşti kitabı okurken. Yazarın bahsettiği çalışkan köylüler doğa güzellikleri ve kilise hayal meyal bir gezinti oldu benim için. Okuyacak olanlara tavsiye ederim
GülfezaAbdurrahman Seyhan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202534 okunma
Puan vermedi·401 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 20:24
Dikkat ufacık özet içerir. Kitabı okuyup bitirdiğinde ıssız bir çöl ortasında yapayalnız kalmış bir kum tanesi, ne tarafa gideceğini bilemeyen yönünü kaybetmiş bir bedevi gibi kala kaldım. Bir süre kitabın gerçekten bitip bitmediğini kontrol ettim bir yerleri kaçırdım heralde diyip geri sayfalara yeniden yöneldim, yok bitmişti. Kanepeye oturup Google dan Şule Gürbüz ismini arattım. Kitabı bana istersen bir bak diye temkinle salık veren kendisine hayran olduğum @Femme__fatale nı bir anlık gördüm çıkan resimlerde. Şule abla, sen ne hoş bir kadınsın öyle. Sîreti suretine vurmuş dünya tatlısı bir hanımefemdi. Hafif tebessümünün kaldırdığı yanaklarında dünyayı taşıyormuş gibi bir çehre, her karede farklı farklı göz ifadeleri . . . Böyle baka kaldım bir süre hakkında çok fazla bilgi yok. Sonra"Ortaya çıkmışların, en bilinen sanatkârların, adı en çok anılan düşünürlerin kaybolanların, yani kendini sunmaya tenezzül etmeyenlerin yanında bir hiç olduklarını bilip buna da and içmeli. Ben içiyorum. Ve bu içtiğim beni sarhoş ediyor. Hiçbir asıl meydanda, görünürde değildir ki, değil mi? Meydan burası değil ki? Burası giz yeri, giz. Burası bildiklerinin nihayette yanlışlanacağı yer değil mi? " diyişi geldi aklıma babanın cümleleri ile. Kendimi küçük bir çocuk, çaresiz bir ergen gibi hissettim. Fotoğrafına baka kaldığım yazarın dizine yatmak hoş sohbetine muhatap olmak bir anne şefkati veya bir ablanın savunmacı nasihatleri ile saatlerce öyle kalmak istedim. Bir kitap için inceleme böyle yazılmamalı biliyorum ama içimde bu duyguları taşıyıp sonra unutulsun istemiyorum. En azından bir gün yeniden anımsamak için kendime yazıyorum. Kitaba gelecek olursam; İlk okuyuşumda zorlandığımı söylemeliyim. Bazı cümlelere tekrar tekrar dönüp baktım. Kalabalık ve sesli ortamlarda iyice anlaşılmaz
Kıyamet Emeklisi - 1. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20221,013 okunma
Reklam