Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr ü bal
Kendi cevvim, kendi eflakimde kendim ta’irim,
İnhina tavk-ı esaretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şa’irim.
Bir çehre isterim ki, hayâl anlaşılmasın;
Bir nükte-i cemâl ki lâl, anlaşılmasın.
Bir yüz, o bir tebessüm-i hülyâ ki mümceli;
Ancak nedir o yüzdeki hâl, anlaşılmasın.
Kalsın o didelerdeki râz-ı emel nihan,
Gönlüm diler ki rûh-ı leyâl anlaşılmasın.
Fikrim nüfûz ediyor gibi olsun hafâsına
Lâkin hayır, o sihr-i cemâl anlaşılmasın.
Her hâli anlaşılsa da bir ihtimal ile
Zir-i lebinde gizli sûâl anlaşılmasın.
Pişinde ben şikâyet-i hasretle ağlayım
Gülsün… Fakat bu va’d-i visâl anlaşılmasın!