SimyacıPaulo Coelho Simyacı 159.baskıya ulaşmış mistik, gizem ve macera tarzında yazılmış içinde masalımsı ve fantastik tat da bulabileceğiniz bir roman.1988 yılında yazılmış bir roman olmasına rağmen dünyanın en çok dile çevrilen roman unvanını elinde tutuyor diye biliyorum.Uzun süredir elimdeydi ama okumak yakın zamanda fırsat oldu.Spoiler içerecek yorumlarda da bulanacağım o yüzden kitabı okumayanlar bu raddeden sonra yorumları okuması kitabın heyecanını kaçırabilir.Mesnevi'deki hikâyeden de esinlenerek kurgulanmış bir roman ama bu esinlenme özgünlüğünü zedeleyici tarzda değil özellikle belirtmek isterim.Kitabın nasihat ve özlü sözleri gerçekten etkileyici ve kıvamında.O yüzden kişişel gelişim kitabı diye lanse edenlere katılmıyorum.Yazarın düşünsel dünyasındaki birikiminin belki yansıması ve kendi dünyasını algılama biçimi diyebiliriz.Herkesin kendi menkıbesinin bulunduğunu ve bu menkıbeyi yaşama tutkusunda olan Santiago'nun öyküsü. Sonuna kadar zorlansa dahi yaşıyor ve hem hayatın gerçeklerine ve hem de hazineye ulaşıyor.Hayatın gerçekleri ve hayatın ona getirdiği güzelliklerle ve yeni bir hayata sürekli meydan okuyabilmesi esas kazandığı manevi hazine diyebiliriz.Santiago'nun henüz yanılmıyorsam 15 civarındaki yaşlarda papaz okula gitmeyip çoban olarak Endülüs'ü sürüsüyle gezmesi onun ilk adımıydı.Temel figürlerde şu var : Herkesin kendi gerçekleştirmesi gereken hayat menkıbesi, evrenin ruhu, her maddenin temelde 1 bütünlük yani teklik oluşturduğu, evrenin istediğimiz bir şey için kendi irademizle harekete geçtiği. Bu inanç ve düşünce Mesnevi'den feyz alınıp tasavvufi hava esintisini hissediyorsunuz.Kitabın dili sade, anlaşılır, akıcı ve inanılmaz sürükleyici her bölümünde de tesir edici diyebilirim.Olay örgüsünün hareketliliğin yanında düşensel tasarımı ve inşası
Fahrenheit 451 Kitap Bilim kurgu ve distopya roman türünde yazılmış bir kitap.1984 ile birlikte okuduğum en güzel 2. Distopya diyebilirim.Kitabın duygusal, felsefik ve düşündürücü yönü çok güçlü.Asla tekdüzelik yok.Akıcı, heyecanlı ve özgün bir eser.Hacmi 200 sayfa olsa bile ifade ettikleri bence bir dev eser niteliğinde.Böyle olmasa zaten günümüze kadar eser gücünü koruyamazdı.Hatta günümüzde teknoloji çağında: tabletler, dev ekranlar, Ledler, Pcler... Bu durumu daha ironik ve varsayımsal yapıyor.Yani 1950'lerde gücünü arttırarak ilerleyen bir kitap buldum.Yazarın şu özelliği de hoşuma gitti, sıradan bir kütüphanede, bir daktiloyla-kendisinin değil sıra bekliyor- bunları yazması ve düşünmeden, yapaylığa kaçmadan, tarafgirlik yapmadan yazmak istedim demesi tarzını yansıtıyor.3 hikâyenin birleşiminden özellikle Yaya hikâyesinden etkilenmesinden bahsetmiş. Kahraman ve olaylara girip Spoiler vermek istemem daha platforma yabancıyım ama şunu da diyor yazar aslında her kahramandan bir parça taşıyorum ya da kahramanlar benim farklı parçalarım.Faber'in, arkadan durup suya sabuna dokunmadan yönlendirmesi, Itfaiyeci Kaptan Beatty'nin düzeni ve kitapları bilip onlara karşı sert tutum takınması( hatta bazı yerlerde kitaplardan alıntı yapıyor )ve Montag'ın cesaretinde kendinde görmek istemesi.Bu kitap herkese farklı şeyler katabilecek bir kitap, mutlaka tavsiye ederim. Ray Bradbury