Gittim bir eskici buldum. "Evladım" dedim -yaşlılar herkese boştan yere evladım demez, evladından hayır gelmeyeceğini bilince herkes senin evladın olur.
Annemin nerede olduğunu bilmiyordum ve Selime Teyze'ye "İnsan annesinin nerede olduğunu bilmez mi?" diyebiliyordum. İnsan annesinin nerede olduğunu bilmez mi, Meltem? Nasıl bir salaksın sen? Kaç yaşındasın Meltem? Otuz dört! Otuz dört yıldır bu soruyu neden sormadın?
Zannediyordum ki herkesin babası ve annesi ayrı evlerdedir; bütün çocuklar babaanneleriyle kalır, arada sırada anne babasının yanına gider. O evlerde babalar kızlarıyla daha çok ilgilenir, anneler daha uzak durur; babalar sarılır, anneler sarılmaz. O evlerde annene "anne" dersin, o seni mutfakta bir kenara çeker ve "Sen bana anne deme olur mu Meltem, illa diyeceksen Hikmet Anne de" der. Ben sanıyordum ki bütün çocukları babaannesi annesinden daha çok sever. Ben sanıyordum ki bütün çocuklar anne babasının evini ziyaret eder, onları görür, vakit geçirir, sonra babaannelerine geri dönerler.
Öyle değilmiş.