İhsan Bey 1935 senesinde yurtdışında bir tatile geldiğinde, babası, "İhsan Soyadı Kanunu çıktı, bir soyadı seçmemiz lazım," diyor. İhsan Bey açıyor atlası önüne, Orta Asya'dan geldik ya, Orta Asya' da Pamirler' de bir dere buluyor, ismi Ketin. "Bu olsun bizim soyadımız," diyor.
Manevralara gidiyor, orası için en uygun kıyafetleri giymiş oluyor. Manevrada ata binecek, çizmelerini giyiyor, süvari pantolonunu giyiyor ama sivil, nefis bir ceket. Papyon takıyor, rüzgârda kravat uçuşmasın diye. Her kıyafeti yerine göre. Akşam giydigi kıyafetler başka, bir resmigeçide giderken giydiği kıyafetler başka, bir kulübe giderken giydiği kıyafetler başka, bir kitap okurken giydiği kıyafet başka. Fakat bunların hepsinin bir maksadı var. Mankenlik yapıyor, bak nasıl giyinilir diye.
Mustafa Kemal'in yurtdışına tahsile gönderilen bu talebelere söylediği bir söz vardır: "Sizleri birer kıvılcım olarak
gönderiyorum, volkan olarak dönünüz." Ne müthiş bir nasihattir.
Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardu. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyl ıslanmadıkça, terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzitam (birlik), bulunduğu mevziden atlabilir. Fakat küçük-büyük cüzatam, ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cuzütamlar, ona tâbi olamaz.
Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur. Nutuk.