“Yük olur muyum diye düşündüğün yere ait değilsin.
Kendini kısıtlamak zorunda hissettiğin yere ait değilsin.
Anlatamadığın yere ait değilsin. Anlaşılmadığın yere ait değilsin.
Kendini kendin gibi hissetmediğin hiçbir yere ait değilsin.
Gurbetin de esaretin de bu yüzden.
Hep bu yükten işte.”
Bu nedenle bu asrın "bilinçli kadını" için en öncelikli soru, "Nasıl olmalı?" sorusudur.
Zira o biliyor ki "olduğu" gibi kalmayacak, kalamayacak, kalmasına izin vermeyecekler. Diğer taraftan yüzüne yeni bir maske takmak istiyorlar, ama o bunu da kabul etmiyor. Seçimini kendi yapmak, "yeni şahsiyetini" kendisi belirlemek istiyor. Yeni çehresini bilinçli, bağımsız ve özgün olarak kendisi belirlemek, kendisi tasarlamak istiyor. Fakat bunun nasıl olacağını bilmiyor. Zira ne " tevarûs edilen o eski geleneksel tipe" ne de "süslü gösterilecek dayatılan bu yeni taklitçi maskeye" benzeyen bu kadın, insani çehresinin nasıl olması gerektiğini, kime benzediğini bilmiyor.