Kral olmak şöyle dursun, sonsuzluğun ortasında tek bir noktaya sıkışmış, etrafımı saran her şeyin kölesi olan ben, işe kendi kendimi aramakla başlıyorum.
Düşünceler ile düşünmemi sağlayan yiyecekler arasında öyle büyük bir farklılık gördüm ki, içimde akıl yürüten bir töz ile yiyecekleri sindiren başka bir töz olduğuna inandım. Yine de kendi kendime sürekli iki ayrı töz olduğumuzu kanıtlamaya çalışırken, aslında tek olduğumu somut olarak hissettim ve bu çelişki bana daima sonsuz bir acı verdi.
Kimse bütün hayatı boyunca, gece gündüz hiç durmadan, ta anne karnında ceninken başlayıp nihai hastalığına kadar düşündüğüne inanacak kadar deli değildir. Bu masalı savunmaya kalkanların çözümü insanın daima düşündüğü, fakat bunun farkına varmadığı yönündedir.
Bizler doğarken içimizde daha ileride gelişecek her şeyin tohumunu da taşıyoruz. Fakat nasıl ki Raffaello ve Michelangelo fırçalarıyla ve renkleriyle doğmadılarsa, bizler de fikirlerle doğmadık.