Romanlar İkinci hayatlardır.
Roman okurken de tıpkı, rüya görürken olduğu gibi, karşılaştığımız şeylerin harikuladeliği bazen bizi öyle çarpar ki,nerede olduğumuzu unutur; tanık olduğumuz hayali olayların içinde, kişilerin arasında sanırız kendimizi.
Ne yaşayışın,ne düşünüşün,ne giyinişin üslubu kaldı;her şey gelenek dışına çıktı; her beyni tatsız ve soysuz bir Arnuvo ve bir Rokoko merakı sardı; binalarımız eşyalarımız, elbiselerimiz gibi ahlâkımız tebriyemiz de rokokolaştı.