Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Kendi 'Ben'indeki pınarı bulup özümseme susamışlığında derdi olan Siddhartha,3 yıl boyunca nefs terbiyesi ile 'oruç-beklemek-düşünmek ekseninde bir hayat sürer: lâkin Nirvana'ya ulaşamaz ve hiçlikte kaybolur. İçten gelen sese kulak verir, tözü arama çabasında yokluk ve yoksunluk çekmeyeceğini düşünerek, 20 yıllık bambaşka deneyimler yaşar. Gençliğinde öldürdüğü duygular yeniden hayata göz açar. Sevme sanatı ile şehvetin tadına, ticaret sanatı ile zenginliğin tadına, para biriktirme ve harcama ile güç ve kudretin tadına varır. Büyük adamdan çocuğa, düşünen birinden bir çocuk insana dönüşür. Kumar, alkol ve daha çok para derken içindeki ses fısıltı halini alır. İçindeki sesi dinlemeden, herkes ve herşeydeki öz'ü anlamaya çalışmadan, sadece dünyayı madde olarak görme yanılgısında olduğunu fark eder. Artık silkelenme vakti gelmiştir. 'Kendi öz'ünü aramak zor, dünyalıklar kolay' der ve yollara koyulur. Bir ırmak ve sıradan bir adam ile yolları kesişir. İşte orada keşfedecektir ben'in aslında çevrede gördüğü eşyada gizli saklı olmadığını, kendi içinde olduğunu. Irmağa kulak verip sabretmeyi ve beklemeyi öğrenir. Bu öğrenmeler sayesinde olgunlaşır hisleri, düşünceleri;
1) Bir hedef belirlersen o yol seni bulur, arada düşsen de bir nedeni vardır; başka bir yerde başka bir şekilde işine yarar.
2) Bir amacının olması -ister saçma, ister gereksiz, ister abartı olsun ya da meta kapsamında : aptalca gururlanma, körü körüne bağlılık, meta tutkunluğu - basit, aptalca da olsa dirimsellik yani canlılık barındırır. Arzular insanı hayata bağlar. Yanlış ya da aptalca, çocukça düşünce de olsa bilinçli bir düşünce seni bilgelerden daha