Dünya Ağrısı adını almış bir eserle buluştum. Ayfer Tunç ile bu kitabıyla tanışma şansım oldu. Eserin adını okurken hemen anladım aslında her kesime hitap edecek, herkesin kendini bulduğu yerler olacak diye .. tamda dediğim gibi oldu. Altını çizdiğim her cümle beni alıp götürdü. Nereye mi? Bize, bizlere...Dünya da yaşan tüm insanların bu eserde kendini bulacağını düşünüyorum . Kimileri hayallerinden vazgeçiyor sevdiği için bazıları sevdiği için kendinden vazgeçiyor. Herkesin içini kemiren, açıtan, sır gibi saklayan bir hikayesi var. Kısacık ömrümüzü güzellik katmak yerine daha da zorlaştırmak için daha da uğraşıyoruz . O da dünyanın ağrısı oluyor. O ağrının kaynağı insanlar...
Eseri okurken bazı cümleler yüreğime dokundu. Onlardan biri Hayat başı sonu belirsiz, bulut gibi dağınık, ansızın yön ve biçim değiştirme yeteneğine sahip bir şey. Hayat tanımlanmayan bir şey. Hatta belki bir fikirdir hayat, daha ötesi değildir. Böyle tanımsız bir bulutta nasıl bir yol olabilir ki? Hem bir yol bulabilse önce kendi giderdi arkasında izini bile bırakmadan.
ve gidemedi, sonsuzluk içinde kaldı.
Bazen yaşamın içinde yaşamak istemiyoruz , zaman ilerliyor bizde sadede günümüzü geçiriyoruz bazen de içimizde ki kişiyle dertleşiyoruz ya da en kötüsü zamana yetişemiyoruz.
" Başa döndüm diye düşündü, düzelti sonra , hayır dönmedim zaman beni geçti zaman kendi sarmalında ilerliyor."
Zamanla öğreniyoruz ağrı veren şeyleri. Lafı çok uzattım :) bu eser böyle bir etki bırakıyor. Acele etmeden her cümleyi özümseyerek okudum. Zamana yetişmek yerine bu seferde an da kalmak istedim. Arkada fon müziği olarak yağmur sesleri ona eşlik eden Fariborz Lachini - Soltane ghalbha . Ruha iyi gelen bir melodisi var. özetlemek gerekirse kesinlikle şans verin. Anda kalın , kendinizi ve insanlığı