Elif Şafak’ı 10 sene önce ‘Aşk’ kitabıyla tanımıştım. Ben bu kitabın hayalet yazar tarafından yazıldığını düşünüyorum açıkçası. Veya Elif Şafak’ın edebi yani kaybolmuş. Bir konu anlatıyor, evet ilgili olduğu bir konu: kadın hakları, fahişeler, toplumun karanlık yani. Ama o kadar yüzeysel kalmış ki konu. Zamanında ‘sufi’ gibi tanıtılan yazar ve bu güruha pazarlanan kitaplar yerini islamofobiye bırakmış. Okurken sıkıldım. Sırf bu kitap ödül aldığı için sonuna kadar direneyim dedim ama direnmeseydim de olurmuş. Ya artık çok iyi yazarlar var, ya elif şafak gereksiz abartılmış ya da bu kitabı başka biri yazmış ama satılsın diye kapağına Elif Şafak yazmışlar.
Kitabın dili, akışı Annie Ernaux’un kitaplarına çok benziyor. İkisi de anılarındaki kopuk detayları kaleme alıyorlar, sıralı bir olay örgüsü yok. İkisinde de olaylardan ziyade duygular ön planda, özellikle keder daha yoğun.
Tezer özlü muhtemelen bipolardı, kitapta cinselliğe verdiği önemden ve intihar girişimlerinden buna kanaat getirdim. Psikiyatri hastalarının hastaneye yatmaktan çekindiğini biliyordum ama ‘ beni iyileştiren bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku’ cümlesi bana duvarı izletti.
*spoiler*
Evrenin özünün sevişmek olduğunu söylüyor. Dünyada bu kadar duygu varken her şeyin özünü sekse bağlamak bana abartı geldi
*spoiler bitti*