Bu yapıtın konusu, yazar knut hamsun'un gençlik yıllarında hayali olan yazarlık için girdiği mücadeleyi ve uğruna yaşadıklarını ele alıyor.Öncelikle yapıt ile ilgili düşüncelerime gelecek olursam yazar psikoloji unsurunu,karakterin ruh tahlillerini,ruhsal betimlemesini okuyucuya çok iyi bir şekilde yansıtmış.birçok psikoloji alanı ile iç içe olan teknikler ile de çok kaliteli bir yapıt ortaya koymuş.keza yapıtı okurken karakterin ruh halinden tut karakterin roman boyunca yaşadığı bütün inişli çıkışlı duyguları ve daha fazlasını birebir hissediyorsun.mesela bu bahsettiğim durumun en güzel örneğini kendimden vereyim.kendim bak cidden ama cidden abartmıyorum kitapta bir bölüm vardı.
karakterin işsiz kalıp,onlarca gün sokaklarda aç halde yattığı bir bölüm.işte bu bölümde yazar karakterin ruh halini sayfalarca tasvirler iken abartmıyorum kendimi mutfakta bulmuştum.yazar karakterin o anki fiziksel ve ruhsal durumunu o kadar gerçekçi bir şekilde yansıtmış ki etkilenmemek elimde bile değildi.bir de son olarak yazımı bitirmeden önce bu yapıtla ilgili bir konuya değinmek istiyorum.bildiğin üzere bu yapıtın kahramanı yazar knut hamsun'un ta kendisi.yapıttaki karakter sayısıda çok az.hal böyle olunca bazı eleştirmenler yapıtın şahıs kadrosu bakımından yetersiz olduğunu bahane ederek yapıtın başarısız olduğunu söylüyorlar.senden ricam bu eleştirileri umursama.evet belki bu eleştirinin bazı kısımları doğru olabilir katılıyorum ama bana bu eleştiri yapıcı eleştiriden uzak,biraz abartı ve kolaya kaçılmış bir eleştiri gibi geliyor.böylelikle bu yapıt ile ilgili düşüncelerimin sonuna gelmiş bulunmaktayım.yazımı okuduğun için teşekkür ederim.psikoloji alanına ilgin varsa, sana bu yapıtı okumanı şiddetle öneririm.
tutunamayanlar,1970 yılında trt roman ödülü'nü kazanan oğuz atay'ın ilk romanı.nezlimce de türk edebiyatının en sansasyonel yapıtı.kendim bu yapıtı okumadan önce çevremde olsun internette olsun hatta ekşi sözlük'te olsun birbirine zıt iki farklı düşünceyle karşılaştım."tutunamayanları anlamak ya da anlayamamak".çünkü baktığında kitaplarla arası çok iyi olup bu yapıtı okuduktan sonra bir gram bile ne okuduğunu idrak edemeyen,kitaplarla arası fazla iyi olmayan ama bu yapıtı da gerçekten anlayan birbirine zıt iki kitle var.bana kalırsa bu kitlelerden tutunamayanları okuyup okuduğundan gram anlamayanların hiçbir şey kaybetmediği,bu kitabı bkz gerçekten anlayanlarında nezlimce kendine çok şey kattığı bir yapıt.naçizane fikrim bence tutunamayanları anlamak istiyorsan öncellikle kitabın konusunu ve yazılış akımını,anlatım tekniklerini kesinlikle ama kesinlikle iyice bilmelisin.yanılmıyorsam da yapıtın arka kısmında konusu ile ilgili herhangi bir açıklama yok.yapı kredi yayınları daha çok yazarın biyografisini ve yazarın aldığı ödüllere yer vermişler.kendim kitabın konusunu kısaca sana özetleyecek olursam yapıt:intihar eden arkadaşının geçmişini araştıran turgut özben'in söz konusu arkadaşı selim ışık'ın hayata neden "tutunamadığını" öğrenme çabasını anlatıyor.bir diğer hususa yapıtın yazılış akımının,dilinin neden önemli olduğuna neden bilmen gerektiğine gelecek olursam kısaca sana nedeni en basitinden şöyle söyleyeyim yapıt da bir bölüm var yaklaşık 70/80 sayfa ve bu sayfalarda herhangi ama herhangi bir noktalama işareti yok.yapıt ağırlıklı olarak postmodernizm akımından,iç çözümlemelerden,betimlemelerden,ruh tahlilerinden ve bilinç akışı tekniklerinden besleniyor.hâl böyle olunca da bunları okurken idrak edemiyorsan yapıta da tutunamıyorsun.yapıtın kendisi ile ilgili