📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tanrı, hiç bir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir!.. Kötü anne-baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar.
Dostoyevski’nin başyapıtı olduğu söylenen eser; derin felsefi, ahlaki ve psikolojik temaları içeren, pek çok düşünürü derinden etkilemiş; felsefe, psikoloji ve edebiyatın iç içe geçtiği bir zirvedir. Fyodor Dostoyevski bu kitapta Fyodor Pavloviç’in ahlaki çöküşü, Dmitri’nin tutkuları, İvan’ın entelektüel sorgulamaları ve Alyoşa’nın manevi arayışı ile insan doğasının farklı yönlerini temsil eden ana karakterleri ile Tanrı, özgür irade, ahlak, inançsızlık, günah gibi derin meseleleri işler.
Kitaba başlamadan önce hacminden ötürü okuyup okumamakta bayağı düşündüm; doğru zaman mı diye karar veremedim, sonra eninde sonunda okunacak dedim ve başladım... Aktif bir çalışma hayatının içinde olduğumdan önce günde 50 sayfa okuyordum, sonra günlük okuma miktarımı yüzün üzerine çıkardım. Okuma disiplini oluşturmak açısından yaptığım bu plan bir yana akıcılık yönünden değerlendirirsek ilk başlarda bir ara biraz bocaladım; akmayacak diye düşündüm ama devamında öyle olmadı. Bir de itiraf etmeliyim sonlarda savcı ve avukatın konuşma kısmı -ki konuşmadan çok uzun bir belagatti- yordu beni biraz. Ama eminim Dostoyevski severler için o kısımlar dahi harikuladedir.
Uzun soluklu bu roman üstüne daha doğrusu Dostoyevski üzerine bir şeyler yazmaya açıkçası çekiniyorum. Ancak diğer taraftan kitabı bitirdiğimdeki ilk izlenimimi ileride kendime not olarak birkaç cümle ile buraya yazmak istedim sonra merak edip hatırlamak isteyeceğimi bildiğim için ama Dostoyevski üzerine bir inceleme yazma cesaretim hâlâ yok! Oysa bundan önce “Kumarbaz” ı okuduğumda bu düşüncelere sahip değildim. En azından bu derece korkak değildim yazmak için -yine de yazmadım-. Demek istediğim her yönüyle bu eserin büyüklüğü karşısında ne yazacağımı bilemediğim ne söylersem tam olmayacağını bildiğim için isteksiz yazıyorum.
Bir de
Kurtuluş; ister unutarak ister din, felsefe veya psikolojik tedaviyle aransın hepsinde aynı ilke geçerlidir: "Psikolojik şifa, insanın kendiyle yüzleşmesi için kendi doğasını, ilksel korkularını ve arzularını keşfetmesi için vardır."