Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın.
Batıya giden yolun Tigres'i geçtikten sonra Lydia ve İonia'ya yöneldiğini, dağların arasından kuzeye doğru uzanan yolun ise Kardukhların ülkesine gittiğini söylediler, Esirlerin söylediğine göre bunlar krala itaat etmeyen, dağlarda yaşayan savaşçı bir halktı. Bir zamanlar bu halka boyun eğdirmek için yüz yirmi bin kişilik bir kraliyet ordusu gönderilmiş, arazi elverişsiz olduğundan bu ordudan tek bir asker bile geri dönmemişti. Kardukhlar sadece ovaya hâkim olan satrapla anlaşma imzaladıkları dönemlerde Perslerle ilişkiye geçerlermiş.
Nehirden (Kendrites Nehri-Botan Çayı) geçmeye çalışırken suyun göğüs hizasına geldiğini, nehir yatağının engebeli olduğunu ve kaygan taşlarla kaplandığını gördüler. Tam teçhizatlı askerlerin geçmesi imkansızdı, buna teşebbüs ettiklerinde akıntı onları alıp götürecekti. Silahlarını başlarının üzerinde tutarak geçmeye kalksalar, kendilerini düşmanların ok atışları ve başka tehlikeler karşısında silahsız bırakacaklardı. Geri dönüp nehir yakınlarında ordurgah kurdular. Ancak o zaman da bir önceki gece kaldıkları tepelerde çok sayıda Kardukh'un toplanmış olduğunu ve saldırmaya hazırlandığını gördüler. Hellenlerin morali çok bozuldu. Önlerinde geçişi zor bir nehir ve nehri geçmelerini engellemeye hazır askerler varken, arkalarında nehri geçerken saldırmak üzere mevzilenmiş Kardukhlar hazır bekliyordu.