Kutlu Üstad ortaya bu sefer sanki hikâyeyle deneme karışımı bir eser koymuş gibi düşünüyorum. Edebiyatı bilen, hikâyeciliği bilen daha iyi bilir elbet. Benim alanım değil ancak bu şekilde bir yapıt ortaya koyulmuş şeklinde algıladım ve bu algım beraberinde bazı rahatsızlıklar doğurdu. Hani bazı dizilerde denk geliriz, bazı oyuncuların rol durumlarını şu şekilde ifade ederiz: “Bu karakter ön planda gibiydi ama şimdi ortada yok. Nereye kayboldu, niye daha göremiyoruz? Madem rolü bu kadar olacaktı o zaman niye alındı ve neden hâlâ dizide yer alıyor?” Ben biraz bunu hissettim bu hikâyede. Sadece karakter bazlı da değil, hani bu kadar mıydı? “Filmin sonu geldi, şaka gibi, daha devamı yok muydu, burda final mi olur?” dedirtti adeta bana. Elbette ruhûma iyi geliyor böyle kitaplar, gönlümü açıyor adeta. Ama başka hikâyelerini okumasam bu denli de rahatsızlık veren yanı da olmazdı kanımca.