Çiçeklere bakıyor, hele menekşelere! Kalbi burkuluyor en ince yerinden. Yağmur yağınca gözlerinin bulutlardan süzüldüğünü hissediyor. Bir menekşe beliriyor ufkun en bulanık noktasında; bir gün beyaz ve masum, bir gün siyah ve mahzun, bir gün yeşil ve sarı ve mavi ve kırmızı. Bir menekşe sokuluyor içine, “Merhaba!” diyor boynu büküklüğüyle. Gözleri sızıyor yanaklarından. Bu şehir onunla güzel, bu şehir onsuz zindan…
Pirana!.. Ey beni başıboşluğa iten yanım; sen tıpkı bir pirana gibisin. Güzel görünüyorsun, sevimli sevimli yaklaşıyorsun ve masum gösteriyorsun Rabbimin yasaklarını. Ama birden kemirmeye başlıyorsun kalbimin beyazlığını. Ağzın kanlandıkça iştahın artıyor. Tepeden tırnağa bütün hücrelerime girip çıkıyorsun. Seni yenebilmeyi öyle çok istiyorum ki! Bir gün seni yeneceğim, bunu hissediyorum.
Piranaya ölüm!..
Bir de duygularımı saran şu temaruz yok mu? Ondan nefret ediyorum! İçimde yaşayan, benimle beraber olan ama benden çok farklı yanımdan nefret ediyorum! Yıllar yılı basiretimi katletti çünkü.