Rabbim, şükür ki bir “öz” nasip ettin bana. Senin yolundan mahrum olmak, geçmişten ve gelecekten mahrum olmaktır. Beyhude yaşamaktır yeryüzünde. Erdemin intiharı, cevherin ve huzurun kaybıdır. Senden uzak yaşamayan bir insan erdemin, cevherin ve huzurun ta kendisidir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde; “Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasına iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim!” buyurdu. (Sünen-i ibn Mace, İkâmetü's-Salât, 191).
Bir başka hadislerinde ise; “Allah Teâlâ, Şabanın on besinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar” buyurdu. (Sünen-i ibn Mace, İkâmetü's-Salât, 191).
Biliyor ki hiçbir ruh dünyada ebedî gülemez; hiçbir duâ ölüme çare olamaz. Bu yüzden umutlarını maverâya gömmüş, yüzünü aya çevirmiş, okun yaydan çıkma vaktini beklemektedir. Susuzluğunu onun sevgisiyle giderdiğini, mutsuzluğunu onun mutluluk veren güzelliği ve hicabıyla geçmişe gömdüğünü düşünerek, "Kokunu ruhuma sundun, yüreğime yüreğinle dokundun," diyor içinden. Esen bir fırtınadır kalbinde, zamanla daha da çılgınlaşan!