Ne olacağı, nereye varacağı malum olmayan hayatının artık bir mana almaya başladığını görüyordu. Bundan sonra kafası, üzerinde düşünmeyecek şeyler bulmakta güçlük çekmeyecek; hisleri, koparmadan kuruyan meyveler gibi, içinde buluşup kalmayacaktı. Sabah kalktığı zaman zaman “Bugün de her gün gibi. Niçin uyandım? Niçin bana kendimi unutturan uykum sürüp gitmedi?” Demeyecek, sokaklarda yürürken ayakları isteksiz bir şekilde kaldırımlarda sürüklenmeyecekti.
Maskesini, gizli maksatlarını ve bütün rollerini, bir an için bile olsa, üzerinden atmış olan biri ile yan yana bulunmak ona cesaret ve emniyet veriyordu.
İçimi neyin kemirdiğini biliyorsunuz. Hiçbir ümidim yok, sizin gözlerinde koca bir sıfırım. Bu yüzden lafı dolandırmadan söyleyeceğim: Her yerde sizi görüyorum. Gerisi umurumda değil. Sizi neden ve nasıl sevdiğimi bilmiyorum. Biliyor musunuz? Belki siz de hiç güzel değilsiniz? İşte hesap edin, karşınızdayken bile güzel olup olmadığınızı bilmiyorum. Belki de kötü yüreklisiniz, zekanız da sıradan. Hepsi mümkün.