Karşındakini öldürürken sen kendini de öldürmüyor musun, başkalarını aç koyarken, yüreğindeki yaşama sevincini yüreğiyle birlikte koparırken sen kendi yüreğini de birlikte koparmıyor musun, diyordu. Sen de biliyordun, biliyordun dünya kurulduğundan bu yana bir kez gelmiş, dünyaya gelmenin, yaşamın erişilmez sevincine varmış, mutluluğa erişmiş, bu dünyadan ağız tadıyla gidecek insanı öldürüyor, onu gözü açık, sevince, sevgiye do- yamamış insanoğlunu, yani kendini, ne için, ne için, ne için toprağa gönderiyorsun, o toprak olacak, bir daha hiç hiç bu dünyaya gelmeyecek. Kendini öldüresin diye mi sana verildi bu akıl, bu yürek dolusu sevgi? Sevince, dünyaya doymadan ölmeye gitmek, sana yakışıyor mu ey insanoğlu...