Karanlık bastığında hâlâ geceyi geçirebilecek bir yer bulama mıştım. İçimden avaz avaz bağırmak geliyordu. Yorgunluktan bit miştim, açlıktan midem gurulduyordu. Bir duvara dayandım, bir süre çevreme bakınarak öylece durdum. Önümdeki sokak uçsuz bucaksız bir deniz gibi geldi bana. Otobüstekileri, arabadakileri, yayaları, hiçbir şeyi algılamadan, yürüyen kalabalığın arasında görmeyen gözlerle yuvarlanan, sulara fırlatılmış bir çakıl taşıy dım yalnızca. Her dakika önümden binlerce göz geçiyordu; fakat ben onlar için yoktum.