Acıya karşı en korunmasız olduğumuz zaman, sevdiğimiz zamandır; en çaresiz olduğumuz zaman ise, sevdiğimiz nesneyi ya da onun sevgisini yitirdiğimiz zamandır.
Bir kadın gördüm rüyamda
Gece inmişti saçlarına
Saçları, gece gibi karanlık
Kirpikleri, gözleri, dudakları karanlık
Yaslamış başını pencerenin camına
Dikmiş gözlerini sokak lambasının loşluğuna
Bir türküyü gezdiriyordu dudaklarında
Sesinde;
Yaz yağmurlarının sıcaklığı
Kışın sert ayazı
İlkbaharın doğum sancısı
Güz rüzgarlarının serinliği
Cumartesi annelerinin direnişi
Kimsesiz çocukların anne hasreti
Bir kadın gördüm rüyamda
Küller yağmıştı saçlarına
Ve burnunda elma kokusuyla
Yıkıntılar arasında evlatlarını arıyordu Kanlı Cuma'da
Bir kadın gördüm rüyamda
Karlar yağmıştı saçlarına
Kırışık avuçlarında sımsıkı tuttuğu acıyla
Bir ağıt yakıyordu ahraz vicdanımıza
Ve şöyle sesleniyordu;
Susma
Sen susunca kocaman bir gürültü kopuyor dünyada
Ve Ortadoğuda
Kuşlardan daha özgür uçuşuyor bombalar havada
Susma.
Enes Tayfur
Aşkın, iyiliğin, sevginin, merhametin son saltanatı da yıkılmış, yerlerine kötülüğün, adaletsizliğin, haksızlığın, savaşın ve kanın hakimiyetinin kurulduğu bir krallık yerleşmişti bütün zihinlerde.