“Aşkın halleri ve yolları kendilerine anlatılmamış olsa ne kadar az kişi aşık olurdu!”- daha derin bir şey yok mudur bunda? Evet de ilk kim başladı? Ve aslında her şey aşkın büyüsünün sardığı ilk kişinin uğradığı aldanmayla başlamadı mı? Bu büyülenmeyi ötekinin aşka gelmesi diye alıp, kendini o aşka gelişin, nefes kesilmesinin tutsağı yapan kişi, ya ben idealinin ya da kendini ideal gören benin narsisist doyum talebini?
“Doğadan üstün olduğu sanısına kapılıp onu dilediğince tüketen uygar insan, hayvanın, bitkinin, toprağın ve doğa insanının bilgeliğinden yoksun bir varlık. İnsan aya gittiği gibi, gün gelir Mars'a da gider, daha öteye de. Çünkü, doğanın bilgeliğinden yoksun bırakılmış olmanın hırçın yalnızlığını ödünlemek zorunda.”
“Yaşanan yaşanmakta iken, yaşananı açıklamaya çalışmak, yaşananı öldürür. “Şuan çok mutluyum” dediğinizde, yaşadığınız duygu sona erer ve bilgilendirme moduna geçmiş olursunuz.”
“Her eş bir ekrandır. Onun üzerine arzumuzun fantazisini yansıtır, bu yansımayla ilişkiye gireriz. Kuşkusuz yansıttığımız şey kendimizden başka bir şey değildir. O yüzden her cinsel ilişki mutlak bir narsisizmdir. Çok iyi kamufle edilmiş bir mastürbasyondur; ensestin şahikasıdır.