Kadere hiç isyan ettiniz mi bu hayatta? Ben bir kere ettim babam gittiğinde bir kere de annemin kanser olduğunu ögrendigimde. Bu illetle ikinci kez savaşmak zorunda kalacağımız içindi isyanım belkide. Kitaba gelince okurken yaşanmış bir hikayeden izler oldugunu bilmiyordum. Hepimiz Fidan olmuşuzdur bu hayatta kayıplarımızla olmusuzdur birer Fidan, hayal kırıklıklarımizla, sevgimizle, umudumuzla hatta kadere isyanimizla... Hani derler ya hep mi bunlar seni bulur bulan hayatlar varmis bazen okurken hayatimizda kesitler bulduğumuz anlara şahitlik ettigimizde okurken gözünde biriken yaşın süzüldugunu gördüğünde Fidanin hikayesine ortak olmuşuzdur.
O kadar güzeldi ki neden 7 puan almis bilemedim. Benim yüreğime dokunan nadir kitaplardan biri olarak yerini aldi. Bu yazardan okudugum ikinci kitaptı. Kalemi daim olsun
Ne yazsam spoiler olacağını düşünüyorum o yüzden şiddetle okuma tavsiyemdir Hikayesi çok güzeldi ve anlamlıydı. Ben çok sevdim, okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,962 okunma
Bu kitabin en sevdiğim alıntılarından buri buydu "...herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu."
Kalabalıklar içinde insanlar ne çoktur oysa değil mi ama anlaşılmadığını hissettiği an yapayalnızdır. İşte bu cümlede tam da bu gerçeği haykırıyor insana. Çünkü yalnızlık, çoğu zaman sessizlikte değil kalabalıkların ortasında başlıyor.
İnsanlar anlatmayı severler, günlerini, dertlerini, anılarını, hikayelerini...Fakat anlatmak anlaşılmak demek değildir. Bazen kelimeler çoğalır ama mana eksik kalır. Seni dinleyen vardır, ama gerçekten duyan yoktur. Bu yüzden anlatılan her hikâye, fark edilmeden yalnız bir insanın iç sesine dönüşür bir zaman sonra. Tıpkı hikayedeki Selime teyze ve Meltem gibi. Önce kendi yalnızlıklarını onlar bile fark edemedi. Hep bir umuda sığındılar. Biri umutla beklediği anne sevgisini aradı,diğeri de evlatlarının onu görmesini. Gülüşlerin ardına sakladı, konuşarak kaçmaya çalıştı çoğu zaman Belki de bu yüzden hikayesi bizi anlattı hepsinde biraz “ben” taşıdı. Başkasının hikâyesinde kendimizden bir şeyler bulur olduk. Anlatılanlar aslında tek bir yalnızın değil, birçok insanın ortak hikâyesi oldu. Görülmeyen, fark edilmeyen ama hep orada olan hepimizin hikayesi ...
İnsan aslinda hayal ettiğine, görmek istedigine ettiğine âşık olur ama gerçek bambaskadir ya... İnsan aslında karşısındaki kişiden çok kafasında kurduğu ihtimale âşık olmuştur oysa. O kişi için hayaller kurar, beklentiler umar, yaşamında ne eksik ise kalan duygularını orda birleştirip hayatını bambaşka bir şeye sürükler. Ortaya çıkan her çıkmazda sorgular. "Ben neye âşıktım?" oysa diye. Çünkü bir hayali sevmek daha kolaydı belki de gerçeği sevmekten...
İste tam bunu sorgulatti bize okurken. İnsana okurken ne olacak diye diğer sayfalara merakla sürükledi. Okuyacaklara tavsiye ederim ve keyifli okumalar dilerim şimdiden
Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? diyor yazar kitapta. Bu cümle bu kaybı yaşayan beni çok etkiledi. En çok üzüldüğümüz ne oluyor? İste yazar kitapta tam da bunu anlatıyor aslında. En sevdiğimiz yakınımızın gidişinde hepimizin hissettikleri çok katmanlı oluyor; asla tek bir duyguyu değil, aynı anda bir sürü duyguyu yaşıyoruz. Belki de olanları olacakları kabul etmek istemiyoruz. Korktuğunun gerçek olduğunu bilme hissi…Sanki dünya duruyor ama herkes yürümeye devam ediyor. Söylenmeyen sözler, sorulamayan sorular, bir daha sorulamayacağını bilmenin ağırlığı sarıyor insanın ruhunu.
Yazarda hayat yolculugunu bir bahçeyle, bir hareketle, bir suskunlukla anlatıyor ve bunu en güzel şu sözle anlatıyor. " Babam bir bahçıvandı. Şimdi bir bahçe."
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma