FŲƝƊÁ

FŲƝƊÁ
Daimi öğrenci, kitap kurdu, hasta Beşiktaşlı Ve bu dünya ile yazaşarak ödemeyi seçtim. Acısı da benim sevinci de benim (Şükrü Erbaş) instagram.com/birakademibirkitap_
7 kütüphaneci puanı
1150 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Suskunluk, duyuların yoğunlaşmasına yol açar insanlar arasındaki sessizlik, iletişimin çoğalmasını sağlar. Çünkü sessizliğin içinde, ikimizden ya da üçümüzden daha büyük olan bir şeyi paylaşırız. Sessizlik, duyularla algılananların tümünün doruk noktasıdır. Söylenen sözcük, sessizliğe yapılmış bir müdahale, bütünlüğe yapılmış bir tecavüzdür. Sözcükler toplam deneyimimizin küçücük bir bölümünü bulandırır, farklılaştırır, sınıflandırır ve en sonunda onu yeni baştan düzenler. Bu, durgun suya bir taş atıp oluşan halkalar yüzünden suyu eskisi kadar açık seçik görememeye benzer. Bu bağlamda sözcük, taşın kendisidir.
Sayfa 39 - İletişim Yayınları
Reklam
....ya aşkın karşılığı olan hiçbir sözcük olmasaydı? O zaman aşk olmayacak mıydı yani? Aşk duyulmayacak mıydı o zaman? Aşk, sözden önce de vardı.
Sayfa 37 - İletişim Yayınları
Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır. Sözcükleri kullanmakla, sessiz dünyaya kendi düzenimizi zorla kabul ettirmiş oluruz. Kendimizi güvende hissederiz. Sözcük kullanmamız, etrafı izleme, bilinmeyeni sorgulama, sözlü tanıma haritası olmayan şeyleri sözcüklerle kodlama eğilimimizden doğan bir gücün işaretidir. Sözcükleri kullanmakla, çevremizdeki şeylere sahip oluruz. Sahip olunca da kendimizi güçlü, her şeyi denetleyen bir konumda hissederiz. Aymazlığımızın doruğu da budur işte. Başını kuma gömen devekuşundan farksız bir durum.
Sayfa 35 - İletişim Yayınları
Sözcükler sayesinde, yalnız nesneleri değil, kavramlar ve duyguları da sıkı sıkıya egemenliğimize alıyoruz. Sözcük. ler, deneyimlerimize sahip olmanın ya da sahip olmaya ça lışmanın bir yolu. Belki de deneyimleri belleğimize depolamanın, sınıflandırmanın, deneyimleri belleğe bağlamanın en kolay yolu. Bir kez depoladıktan sonra, tıpkı banka hesabımızdan para çeker gibi, gerektiği zaman çıkarıp kullanıyoruz onları. Gel gelelim, paranın değeri zamanla nasıl değişiyorsa, sözcüklerle ilintili dünya da öyle değişiyor. Bağlamla birlikte içerik de değişime uğruyor. "Aynı" sözcük, bugünden yarına hiçbir zaman tupatıp aynı değil. Sözcüğü kuşatan zaman ve mekân da öyle.
Sayfa 34 - İletişim Yayınları
Gece, uyku zamanı olduğu gibi, düş görme zamanıdır da. Gördüklerimizi, işittiklerimizi, kokladıklarımızı ve düşündüklerimizi sınırlayan diller, formlar, davranış biçimleri ve algısal paradigmalar, kendine özgü bir biçimi ve dili olan düşlerin yapısına aykırıdır. Düşlerde renkler, görüntüler, insanlar, duygular ve düşünceler özgürce birbirine karışır ve benzersiz bileşimler yaratırlar. Öylesine özgürdür ki düşler, onları söze dökmekte güçlük çekeriz–insan zihnini gün boyunca biçimlendiren o katı yapılar düşlerimizi dillendirmeye yetmez, hatta engel olur.
Sayfa 21 - İletişim Yayınları
Reklam