Ahh Tanrım! Onun ayağını, kolunu, omzunu sevmek; hücrenin taş zemininde geceler boyunca acıyla kıvranacak kadar onun mavi damarlarını, esmer tenini düşünmek, onun için hayali kurulan bütün okşayışların, sonunda işkenceye dönüştüğünü görmek! Onu ancak meşin döşeğe yatırabilmek! Ahh! Cehennem ateşinde kızdırılmış asıl kıskaçlar bunlardır işte! Ahh! İki tahta arasında biçilene, dört ata bağlanıp parçalara ayrılana ne mutlu! Sen uzun geceler boyunca fokurdayan damarlarının, yarılan yüreğinin, çatlayan başının, ellerini ısıran dişlerinin insana yaşattığı o işkencenin ne olduğunu bilir misin? İnsanı kızgın bir ızgara üzerindeymişçesine, bir aşk, kıskançlık veya umutsuzluk düşüncesinin üzerinde ha bire evirip çeviren acımasız işkencecilerdir bunlar. Merhamet et bana! Biraz ara ver! Bu kor yığınının üstüne biraz kül at! Sana yalvarıyorum, alnımdan boncuk boncuk dökülen şu teri sil! Ey çocuk! Bir elinle işkence yap, kabul; ama öbür elinle okşa beni! Acı bana, merhamet et!..
“En sonunda” dedi, “bira yapımcıları şerbetçiotunu alıp maya, arpa ve suyla karıştırdığında ve bu karışımı mayalanmaya, yani fermantasyon yoluyla çürümeye bıraktıklarında işçilerin çoşkusuyla öyle gazlı, altın parıltısıyla öyle görkemli, şeytantüyü varmışçasına öyle baştan çıkarıcı ve öyle mükemmel bir ferahlatıcı iksir çıkar ki ortaya, ruhunu ele geçirip insanı tüy gibi hafif bir ortamın içine atıverir. Orada, Baudelaire’in deyişiyle, tüm insan dürtüleri havada uçuşup birbirine karışır.”
Tecrübeyle öğrenmiştim ki, kanun koruyucusu titri, bu zevatın ekseriyetinde, kendilerinin bütün kanunların üstünde olduğu gibi bir kanaat oluşturur; sadece hukukun değil, medeniyet için gerekli asgari kuralların da. Mevcut siyasi iktidarlar, işin ucu kendilerine dokunmuyorsa, bu kanıyı cesaretlendirip pekiştirmek için ellerinden geleni ardına koymaz.
Çalışın, çalışın işçiler, toplumsal serveti ve kendi yoksulluğunuzu artırmak için çalışın. Çalışın ki, daha da yoksullaşarak daha çok çalışmak ve yoksullaşmak için birtakım nedenleriniz olsun. Kapitalist üretimin acımasız yasası budur işte.