"Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması ... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey, hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var ... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta
bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle, kullanmaya lüzum görmeyecek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kababati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz."
"Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün ... Fakat içimde öyle bir şeytan var ki ... bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş ... Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde bir oyuncağız ..."
"Hayat dediğin başka nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyaIara kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız."
"Herkes ne diyecek? .. Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki ... Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? ... Herkes kim? Emine teyzeler mi?Ahlaksız eniştem mi? Hiçbir şeyden haberi olmayan zavallı anneciğim mi? .. Bunların uğrunda bugüne kadar çok şeylere katlandım, şimdiden sonra beni rahat bırakabilirler... Ben de onları rahat bırakırım ... Beni öldü farz etsinler ... " " Tam yaşamaya başladığım bu andan itibaren beni öldü saysınlar ... "