Bugün, bazı eski resimlere, gravürlere baktığımızda bazen irkiliyoruz. Cadde, meydan, tabiat özlem duyuracak kadar yakıcı, şehir ve silüetler alabildiğince şiirsel, her şey fısıltılı, her şeyin olanca zarafeti ile dile getirdiği bir şeyler var; yoksulluk bile bir tasvir kadar güzel, en yoksul sokak bile şimdiyi örnek veremeyecek kadar ait olma hissi veriyor. Derken bir meydanda toplaşmış insanları, komşu ziyaretine giden hanımları, konuşan delikanlıları, oturmuş ihtiyarları görüyorsunuz ve Midhat Cemal'in "İnsan asırlar arasından geçen tek bir kütledir" ifadesinin doğruluğuna iman ediyorsunuz.