Fatime Tülübaş

Fatime Tülübaş
SADECE VE SADECE KİTAP
Ruhun Sessiz Vedası
8/10
·160 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 09:21
Maria Luisa Bombal’ın Kefenli Kadın kitabını okumaya başladığımda oldukça farklı bir anlatıyla karşılaştım. Roman, ölmüş bir kadının hikâyesini anlatıyor. Kadının ruhu geçmişteki insanlarla bir nevi sessiz bir hesaplaşma yaşıyor geçmişteki anılar üzerinden; ilk aşkıyla, çocuklarıyla, eşi, babası ve kardeşleriyle. Aslında bu konuşmalar, hayatı boyunca söyleyemediği, içinde tuttuğu her şeyi dile getirmesi gibi. Kitapta dikkatimi çeken önemli noktalardan biri, kadın karakterlerin birbirinin aynası gibi olması. Hepsinin aslında içimizden biri olması. İhtiyaç duyduğu ve çok sevdiği kişi tarafından terk edilen, kocası tarafından eziyet gören, çok güzel olduğu için eve kapatılan, kendini başkalarıyla kıyaslayan, kendini çirkin ve değersiz hissederek intihar eden kadın. Ve de kendisini sevmeyen ve bunu bildiği halde buna razı olan kefenli kadının kızı.. Bizler de bazen inatla durmamamız gereken noktada dururuz, duruyoruz. Kitapta erkeklere karşı dil yer yer sert. Erkeklerin çoğu zaman gerçekçi olmadığı, korkak oldukları ve olgun davranışlar sergilemedikleri dile getirilir. Erkek kardeşinin geçmişte bir kadını yargıladığı için sevmediği biriyle evlenmesini, oğullarının ise kendilerini geliştirememesini ve olgunlaşamamasını ve de sevse de giden ve aldatan koca ve sevgili. Çok güzel olduğu için karısına güvenmeyen ve güzelliğinin bedeli ödetilen kadından ötürü sert dilin haklı olduğunu hissettiriyor okuyucuya. Kitapta şöyle bir cümle var: “Bir takım şeyleri anlamanız için ölmeniz mi gerek?” ve ardından “Ah Tanrım, sevgili Tanrım, anlaşılmak için ölmek şart mı?” diye. Bu cümleleri okurken şunu düşündüm: Belki de bazı şeyleri gerçekten anlayabilmek için insanın bir kez ölmesi gerekiyor. Elbette gerçek anlamda değil; ama sanki insanın hayatında bir kırılma yaşaması, bir şeyi
1000Kitap
Kefenli KadınMaría Luisa Bombal · Dedalus Kitap · 202686 okunma
Melonimu isimli okura yanıt verildi
Fatime Tülübaş
Teşekkür ederim..okuduğunuzda yorumunuzu bekliyorum.. 🙏🏻 🤍
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sanat Kokan Kitap
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 07:56
Harflerin hecelere, hecelerin kelimelere, kelimelerin cümlelere dönüştüğü büyülü bir metin bu. Marcel Proust cümleleri adeta ahenkle dans ettirmiş. O cümlelerin içinden aşk, tutku, sanat, müzik, vazgeçiş, kabulleniş ve geçmişe yapılan yolculuk akıp gidiyor. Combray’i öyle bir anlatıyor ki okur olarak büyülü bir gerçekliğin içine giriyorsun. Swann’ların Tarafı’ndayken bir yandan diğer tarafta dolaşıyor, tabloların içinde geziyor, bir müzik cümlesinin titreşimini duyuyor, balolarda ve sohbetlerde sen de var oluyorsun. Bu kitap sadece okunmuyor; içine giriliyor. Ama kolay bir metin değil. Zorlayıcı. Odak isteyen. Bazen tek bir cümle bir sayfa sürüyor. Anlatıcıyla birlikte biz de geçmişe dönüyoruz; bir koku, bir dokunuş, bir tını bizi kendi geçmişimize götürüyor. Kendi aşklarımızı, hatalarımızı, kırgınlıklarımızı sorguluyoruz. Kıskançlığın en gizli delhizlerinde geçmişimizle yüzleşiyoruz. Swann’ı o karanlık kuyudan çıkarmaya çalışırken aslında kendi içimize bakıyoruz. Swann’ın Odette’e aşkı da bu büyünün içinde doğuyor. Sevdiği bir tablodaki ayrıntıyı Odette’in yüzünde gördüğü an, zihninde bir bağ kuruyor. O ana kadar güçlü bir duygu hissetmeyen Swann, estetik hayranlığını Odette’le eşleştirdiği anda âşık oluyor. Peki bu gerçekten aşk mı? Yoksa kendi zihninde canlandırdığı bir imgeye, yaşamak istediği başka bir rüyaya mı tutuluyor? Odette’i olduğu gibi sevmiyor; onu sevdiği tabloların, bir müzik cümleciğinin içine yerleştirerek seviyor. Belki de âşık olduğu kadın değil, kendi kurduğu aşk fikri. Onu elinde tutma çabası, hiçbir zaman tam olarak kendisine ait olmayan bir kadını değil; kendi zihninde yarattığı duyguyu kaybetmeme çabası. Bir kitap sanat kokar mı? Swann'ların Tarafı sanat kokuyor. Bayağı görülebilecek bir aşk hikâyesini sanat eserine dönüştürüyor. Belki
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
ZeynepS isimli okura yanıt verildi
Fatime Tülübaş
🤍 🌸 Teşekkür ederim canım
Sanat Kokan Kitap
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 07:56
Harflerin hecelere, hecelerin kelimelere, kelimelerin cümlelere dönüştüğü büyülü bir metin bu. Marcel Proust cümleleri adeta ahenkle dans ettirmiş. O cümlelerin içinden aşk, tutku, sanat, müzik, vazgeçiş, kabulleniş ve geçmişe yapılan yolculuk akıp gidiyor. Combray’i öyle bir anlatıyor ki okur olarak büyülü bir gerçekliğin içine giriyorsun. Swann’ların Tarafı’ndayken bir yandan diğer tarafta dolaşıyor, tabloların içinde geziyor, bir müzik cümlesinin titreşimini duyuyor, balolarda ve sohbetlerde sen de var oluyorsun. Bu kitap sadece okunmuyor; içine giriliyor. Ama kolay bir metin değil. Zorlayıcı. Odak isteyen. Bazen tek bir cümle bir sayfa sürüyor. Anlatıcıyla birlikte biz de geçmişe dönüyoruz; bir koku, bir dokunuş, bir tını bizi kendi geçmişimize götürüyor. Kendi aşklarımızı, hatalarımızı, kırgınlıklarımızı sorguluyoruz. Kıskançlığın en gizli delhizlerinde geçmişimizle yüzleşiyoruz. Swann’ı o karanlık kuyudan çıkarmaya çalışırken aslında kendi içimize bakıyoruz. Swann’ın Odette’e aşkı da bu büyünün içinde doğuyor. Sevdiği bir tablodaki ayrıntıyı Odette’in yüzünde gördüğü an, zihninde bir bağ kuruyor. O ana kadar güçlü bir duygu hissetmeyen Swann, estetik hayranlığını Odette’le eşleştirdiği anda âşık oluyor. Peki bu gerçekten aşk mı? Yoksa kendi zihninde canlandırdığı bir imgeye, yaşamak istediği başka bir rüyaya mı tutuluyor? Odette’i olduğu gibi sevmiyor; onu sevdiği tabloların, bir müzik cümleciğinin içine yerleştirerek seviyor. Belki de âşık olduğu kadın değil, kendi kurduğu aşk fikri. Onu elinde tutma çabası, hiçbir zaman tam olarak kendisine ait olmayan bir kadını değil; kendi zihninde yarattığı duyguyu kaybetmeme çabası. Bir kitap sanat kokar mı? Swann'ların Tarafı sanat kokuyor. Bayağı görülebilecek bir aşk hikâyesini sanat eserine dönüştürüyor. Belki
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Seda Şenay isimli okura yanıt verildi
Fatime Tülübaş
Teşekkür ederim 🍀 🤍
8/10
·464 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 16:12
Öncelikle Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan okuduğum ilk eserdi. Ve bence kitabın ilk ismi olan “alafranga”, çok uygun biri isimmiş. Gerçi Meftun da “şıpsevdi” adını gayet güzel taşıyor… Osmanlı’da tanzimat sonrası batılılaşmaya çalışma daha doğrusu, yanlış batılılaşma konusu hepimizin malumu. Hüseyin Rahmi de bu konuyu mizahi bir dille ele almış. Baş karakterimiz Meftun, Fransa’ya eğitim için gönderilmiş. Fakat hiç şaşmaz batının ilimini, bilimini, düşüncelerini öğrensin gelsin memlekete faydası dokunsun diye beklenilen Meftun, mirasyedi, sözde batılı; gösterişli kıyafetler, yüzeysel hareketlerle tam o dönemin yanlış batılılaşma konusuna örnek bir züppe olarak geri döner. Fransa’da okusun diye gönderilen paraları eğlencelerde, balolarda, en gözde mekanlarda gezerek harcamış ve nihayet ülkeye döndüğünde öğrendiklerini ailesine aktarmak gayretine düşmüştür. Özellikle yemek sofrasında kalabalık ailesine sofra adabı dersi verirken kahkahalarıma hakim olamadım. Tabii kitabın tamamı böyle kahkahalarla okunacak gibi değildi. Meftun’un batıyı şekilce bu kadar benimsemesine karşılık kardeşi Raci tam bir Doğu insanı olarak birçok kez abisini uyarır fakat sonuç alamaz. Bir de tabii Hacı Kasım efendi ve kızı Edibe var ki cimriliğe bir isim verilmemiş olsa bu adam yek başına bu kavramı karşılardı herhalde. Hacı amca zengin fakat varyemez. Paranın kokusunu alan Meftun türlü yalan dolan, hile hurda ile Edibe ile evlenir. Hacı amcanın oğlu Mahir ile de kız kardeşi. Bu kızın da hayatını kaydırır yani. Hatta Mahir’in de! Evdekiler yetmedi çünkü! Geleneksel tarzda yetişen bu kızlar (Meftun’un kız kardeşi Lebibe ile teyze kızı Rebia), hem geleneksel kültürün baskıları arasında sıkışmış hem de Batı’yı yanlış algılamanın yol açtığı ağır bedelleri ödemek zorunda kalmışlardır. Özellikle Rebia’nın yaşadıkları,
ŞıpsevdiHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,405 okunma
Fatime Tülübaş
Ellerinize sağlık çok güzel bir inceleme olmuş 🍀
Romancının buluşu, ruhun nüfuz edemediği bölümlerin yerine, eşit miktarda manevi, yani ruhumuzun özümleyebileceği unsur koymaktı. Bu noktadan itibaren, bu yeni türdeki varlıkların eylemlerinin, duygularının, biz onları kendimize mal ettiğimize, artık bizim içimizde oluştuklarına, kitabın sayfalarını coşkuyla çevirirken nefes alıp verişimizi, bakışlarımızın yoğunluğunu onlar belirlediğine göre, bize gerçek gibi görünmesinin ne önemi vardır? Romancı bizi bir kez bu duruma soktuktan sonra, yani bütün duyguların, tamamen içsel durumlardaki gibi on kat arttığı, kitabının, bizi bir rüya misali, ama uyurken gördüklerimizden daha açık seçik, hatırası daha uzun sürecek bir rüya misali allak bullak edeceği bir duruma soktuktan sonra, bir saat boyunca, gerçek hayatta sadece birkaçının yaşanması bile yıllar sürecek ve en yoğun olanları, meydana gelişlerindeki yavaşlıktan ötürü algılanamayacak, dolayısıyla da asla görünürlük kazanamayacak, olası bütün mutlulukları ve talihsizlikleri peş peşe yaşatır bize .
Edebiyat
Fatime Tülübaş
(kalbimiz de hayatta böyle değişimler geçirir ve ıstırapların en büyüğü budur; ne var ki biz bunu sadece kitap okurken, hayalden biliriz; gerçek hayatta kalbimizin geçirdiği değişimler, tıpkı bazı tabiat olayları gibi, o kadar yavaş gerçekleşir ki, kalbimizin içinde bulunduğu farklı durumların her birini saptar, buna karşılık, değişim duygusunu yaşamayız)