Fatma poyraz

Fatma poyraz
@Ftmpyrz
Erkeklerin sevebilme kabiliyetlerinin kadınlara göre çok daha az olduğunu hep düşünmüşümdür. Onlar erkeklere göre müthiş bir pratiklikte Sever ve ayrılırlar. Erkeğin duyguları genelde teorik bir varsayımdır. Ve ayrılıkları ne de birliktelikleri gerçektir. Sürekli oluş halinde asla bir yere varmayan bir erteleyiştir. Böylece hiçbir dosya kapanmaz… Oysa cesaret diğer olasılıkların ölümünü kabullenmektir. Bu anlamda kadınlar daima daha cesurdur.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sevememek Yok sayılabilecek, görmezden gelinebilecek bir eksiklik değil ki… Kör birisi hakkında konuşurken onun kör olduğunu unutabilir miyiz? Sevebilme becerisi olmayan birisi de öyle, bu insan da toplumda tıpkı engelli bir vatandaş gibi kabul edilmelidir. Negatif bir ayrımcılıkla, örneğin arabasını süpermarket otoparklarındaki en arkalarda ya da yerin yedi kat dibinde ayrılmış özel alanlara park etmeli, karşıdan ona nasıl biri olduğunu bilmeden yaklaşarak sonunda zarar görecek diğer vatandaşların uyarılması için yakasına kendisini “kronik sevgisiz” Olduğunu belirten bir kart takılmalıdır.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Çünkü o iki ülkede de kadınlar, barış zamanında bile bir savaş esiri olarak doğarlardı. Savaşı doğarak kaybeder ve erkeklere esir düşerlerdi. Bu yüzden o topraklarda bir kadının yeni doğmuş bebeğini terk etmesi, hayatı boyunca bir savaş esiri gibi işkence görmesi kadar olağandı. Hatta bir savaş esiri gibi herkesin gözü önünde vahşice infaz edilmesi kadar olağan.
Sayfa 36·Kitabı okudu
İki çeşit görsel hatırlama vardır: Biri aklınızın laboratuvarmda bir görüntüyü ustalıkla yeniden kurduğunuz zamanki hatırlama (böylesi sözkonusu olduğunda Annabel'i 'bal rengi ten', 'zayıf kollar', 'kumral kâhküllü saçlar', 'uzun kirpikler', 'dolgun parlak dudaklar' gibi genel tanımlamalarla hatırlıyorum) öteki ise gözlerinizi kapadığınızda, gözkapaklannızm iç tarafında sevilmiş bir yüzün eksiksiz optik izdüşümünü, tüm doğal renkleri içinde küçük bir hayaleti hemen çağrıştırıverdiği-niz hatırlama (İşte Lolita'yı da böyle hatırlıyorum).
“Bu insansıların tarihinden öğrendiği bir şey varsa o da bu insansıların kadınlarının katılmadığı hiçbir hareketin devrime dönüşemiyor olduğuydu. İnsansılar belki fark etmemişlerdi ama devrimleri daima kadınlar yapıyorlardı. Çünkü annelerdi uygarlıkların ruhunu koruyanlar.” Alıntı Şuradan - Akilah Azra Kohen - Aeden - Bir Dünya Hikayesi