Hakîm-i Ezelî inayet-i sermediye ve hikmet-i ezeliyenin iktizasıyla, şu dünyayı tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve esma-i hüsnasına âyine ve kalem-i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış. Ve tecrübe ve imtihan ise neşv ü nemaya sebeptir. O neşv ü nema ise istidatların inkişafına sebeptir. O inkişaf ise kabiliyetlerin tezahürüne sebeptir. O kabiliyetlerin tezahürü ise hakaik-i nisbiyenin zuhuruna sebeptir. Hakaik-i nisbiyenin zuhuru ise Sâni'-i Zülcelal'in esma-i hüsnasının nukuş‑u tecelliyatını göstermesine ve kâinatı mektubat-ı Samedaniye suretine çevirmesine sebeptir.
İşte şu sırr-ı imtihan ve sırr-ı teklif iledir ki ervah-ı âliyenin elmas gibi cevherleri, ervah-ı safilenin kömür gibi maddelerinden tasaffi eder, ayrılır.
İşte bu mezkûr sırlar gibi daha bilmediğimiz çok ince, âlî hikmetler için âlemi bu surette irade ettiğinden şu âlemin tagayyür ve tahavvülünü dahi o hikmetler için irade etti. Tahavvül ve tagayyür için zıtları birbirine hikmetle karıştırdı ve karşı karşıya getirdi. Zararları menfaatlere mezcederek, şerleri hayırlara idhal ederek, çirkinlikleri güzelliklerle cem'ederek, hamur gibi yoğurarak şu kâinatı tebeddül ve tagayyür kanununa ve tahavvül ve tekâmül düsturuna tabi kıldı.
RN-Sözler/
..
Uyku nasıl ki bir rahatlık, bir rahmet, bir istirahattır. Bilhassa musibete uğrayanlar, yaralılar ve hastalar için… Aynı şekilde, uykunun büyük kardeşi olan ölüm de musibete uğramışlar ve insanı intihara sevk eden belâlara düşenler için nimetin ve rahmetin ta kendisidir..
Birden sırr‑ı tevhid imdadıma yetişti, perdeyi açtı. Hakikat-i halin yüzünü gösterdi. Bak, dedi. En evvel beni çok korkutan ölümün yüzüne baktım. Gördüm ki: Ölüm, ehl-i iman için bir terhistir; ecel, terhis tezkeresidir. Bir tebdil-i mekândır, bir hayat‑ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır, zindan‑ı dünyadan çıkmak ve bağistan‑ı cinana bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur‑u Rahman'a girmeye bir nöbettir ve dâr‑ı saadete gitmeye bir davettir, diye kat'î anladığımdan ölümü ve mevti sevmeye başladım.
RN-Şualar
Birden sırr‑ı tevhid imdadıma yetişti, perdeyi açtı. Hakikat-i halin yüzünü gösterdi. Bak, dedi. En evvel beni çok korkutan ölümün yüzüne baktım. Gördüm ki: Ölüm, ehl-i iman için bir terhistir; ecel, terhis tezkeresidir. Bir tebdil-i mekândır, bir hayat‑ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır, zindan‑ı dünyadan çıkmak ve bağistan‑ı cinana bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur‑u Rahman'a girmeye bir nöbettir ve dâr‑ı saadete gitmeye bir davettir, diye kat'î anladığımdan ölümü ve mevti sevmeye başladım.
Risale-i Nur...
Eğer âfâkı ister isen, fena damgası üstünde.
Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında...
Sözler (RNK)