Hayatımın en dolu, en manalı zannettiğim bir devresi birden bire boşalmış, bütün manasını kaybetmişti. En tatlı emellerinin tahakkukunu gördüğü bir rüyadan acı hakikate uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu. Ona hakikaten dargın değildim; asla kızmıyordum. Sadece müteessirdim. “Bunun böyle olması lazımdı.” diyordum. Demek ki beni bir türlü sevemiyordu.