...yüreğimizde bilmediğimiz insanların yaşama acısı; kendimizi sevmekle sevgimizden utanmak arasında bocalayıp duruyorduk. Çünkü biz, dünyayı iki kaşı arasında taşıyan, birbirine tutunmuş iki mutsuz unuttuk. Çünkü aramızda, mezarını mutluluk sanan bir ülke vardı. Çünkü sığındığımız deniz dağların eteklerindeydi. Çünkü girdiğimiz sularda koca bir halkın gözleri yakamozlanıyordu.
Endişeyi, kafanızın meşguliyetini, takıntıyı ve sevginin neşesiyle yaşadığınız kısa anları aynı kefeye koyarsınız. Gerçekte yaptığınız, harekete geçmiş bir alarm sistemini tutkuyla bir tutmaktır.
Bunu bir süre yaparsanız, sizi mutlu etme ihtimali en düşük kişilere çekim duymaya programlanırsınız