Bir partide konuklardan birisi olan bir kadın herkesn üzerinde hoş bir etki bırakmak istiyordu. Samur kürk, elmas ve İnciler için bir servet bırakmıştı. Fakat çehresi için hiç bir şey yapmamıştı. Yüzü huysuzluğunu ve bencilliğini etrafa yansıtıyordu. Herkesin bildiği şeyi o hala kavrayamamıştı. Aslında bir kişinin yüzündeki ifade, üzerinde giydiği elbiseden çok daha önemliydi.
Değiştirmek, düzene sokmak ve geliştirmek istediğiniz birini tanıyor musunuz? Güzel. Peki neden işe kendinizden başlamıyorsunuz? Tamamen bencil bir bakış açısıyla düşünecek olursak, insanın kendini değiştirip geliştirmesi, başkalarını değiştirip geliştirmekten çok daha yararlı ve çok daha tehlikesiz. Konfiçyüz, "kendi kapının önü temiz değilken başkasının çatısındaki kardan yıkanma diyor."
Başkalarını azarlamanın aptalca bir davranış olduğunu otuz yıl önce öğrendim. Benim Tanrı’nın neden herkese eşit akıl dağıtmadığını düşünüp dertlenmeyecek kadar çok sorunum var!”