Furkan EREN

Furkan EREN
@FurkanErenFE
ÖĞRETMEN
TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ
İstanbul
KARABÜK
100 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Tozpembe, Naif
5/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlk kitabı da “Dünyayı Sırtında Taşıyan Balık”tı. İki kitabı da haddinden fazla “güzel” buldum. Yazarın kalemini beğendim ancak olaylar çok tozpembe. Dialoglar çok arabesk, duygusal. Çevre meselesi ise çok iyi bir şekilde monte edilmiş arka planda. Kitap Yue ve Kai adlı iki çocuğun arkadaşlığı üzerine kurulu. Birbirine zıt hayatlara sahip olan bu ikilinin beni rahatsız eden durumu, kurdukları ilişki neredeyse saplantılı. Dialogları daha önce dediğim gibi fazla arabesk buldum. Sonu beni tatmin etti, ikili için bitebilecek en iyi son olduğunu düşünüyorum ama genelde ilişkinin ilerleyişini yapay buldum. Üçüncü bir arkadaş olmaması, fotoğraf olayı ve bilhassa Yue’nin, Kai’nin babasının kovalamaca sahnesinden önce bir şey söyleyecekken onun yarıda kesilme sahnesi ilişkideki saplantılı ve rahatsız edici kısımdı. Belki de bu rahatsızlığın sebebi, eseri bir yetişkin olarak okumamdır. Umarım hedef okur kitlesi olan çocuklar buna önem vermeden bu kitaptan zevk alıyordur, ekolojik duyarlılıklarını geliştirip arkadaşlık ilişiklerini güçlendiriyorlardır.
Canım ArkadaşımÖzgür Balpınar · Genç Timaş Yayınları · 20192,532 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2020 22:03
Bu kitapta ''Büyük Gerileme'' hakkında 15 yazarın makalesi bulunuyor. Bir derleme yani. ''Büyük Gerileme'' ve ''Zamanın Ruhu'' ise kısaca dünyadaki sağcılığın yükselişi, popülizmin yayılması, demagog liderlerin ve takipçilerin etkisi. Bunun etkisi olarak göçmen nefreti, yabancı düşmanlığı, çevre sorunları, neoliberalizm, kapitalizm sorunları. Genel olarak da günümüz meselelerini tahlil edip, bazen solcuların pratikte ne yapması gerektiğini anlatıyor. Benim çok beğenerek okuma sebebim öncelikle çok güncel olması. 2016 yılında hazırlanmış. Biraz daha geç yazılmış olsa Trump hakkında yazılanlar çok daha fazla olabilirdi. Kitapta bahsedilen konulara pandeminin normalleşmeye başladıktan sonra dünyanın alacağı hali düşünerek yaklaştım. ''Zamanın Ruhu''ndaki çatışmanın küreselcilik ve yerellik arasında olduğunu düşünürsek yerellik lehine sonuçlar çıkacağı muhakkak. Bu kitap Türkiye'yi anlamak için de çok faydalı aslında bahsettiğimiz konuların ülkelere has olmadığı farklı formlarda tüm dünyanın (Zamanın Ruhu'nun) meselesi olduğunu görüyoruz. Bu yüzden çok üzüldüğüm ve tepkili olduğum konu ise Türkiye'yi bu kadar yakından ilgilendiren, defalarca Türkiye'den bahsedilen, farklı farklı ülkelerden yazarların olduğu bir derlemede bir Türk yazarın olmaması. Makaleler hakkında kısaca: 1-Demokrasi Yorgunluğu, Arjun Appadurai: Appadurai'nin zaten kendi tezi olan ''ekonomik egemenliği kontrol altına almanın imkansızlığı, kültürel egemenliğin vurgulanmasına yol açıyor'' fikri anlatıyor. 2- Nesnesinin ve İsmini Arayan Semptonlar, Zygmunt Bauman: İktidarla siyasetin ayrılması, gelecekten ümitsizlik, göç ve öteki üzerine Bauman'ın enfes yazısı. 3- Geç Neolibarizmle İlerici ve Gerici Siyaset, Donatella della Porta: Bana en faydalı olan makalelerden biriydi. Sol protestolardan,
Siyaset
Büyük GerilemeKolektif · Metis Yayıncılık · 201766 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
324 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 22:48
Kesinlikle bir başucu kitabı. Kitabı uzun sürede bitirmem de bunun göstergesi. Başlayıp bitirmektense okulda işleyeceğim konuları sırası geldiğinde okuyarak ilerledim. Daha anlaşılır oldu ve pratik bilgilerden yararlanabildim. Kitabın önemli ve özel tarafı bize dil bilgisi değil de dil bilgisinde tartışmalı ve muallak -olduğu zannedilen- konuları anlatması. Bunu yaparken de alanda kabul gören hocaların fikirleri gösterilmiş ve bol örneklerle kolay anlaşılır hale getirilmiş. Başta Türkçe, edebiyat ve sınıf öğretmenleri olmak üzere Türkçeye meraklı herkese tavsiyedir.
Eğitim
Dil Bilgisi Üzerine AçıklamalarSedat Balyemez · Pegem Akademi Yayıncılık · 20166 okunma
9/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 23:24
Artık etrafımda fiziksel ve düşünsel olarak çok fazla uyarıcı, sorun olduğunu bunların da beni çok yorduğunu hissediyorum. Fiziksel uyarıcıların, eşyaların çoğu gereksiz; düşünsel sorunların çoğu da elimde olmayan veya saçma şeylerdi. Bu sebeple etki edemediğim meselelere tepki göstermekten de vazgeçtim. Bunlardan kurtulmaya çalışırken dikkatimi çeken bir akım oldu Stoacılık. Takip ettiğim birkaç kişinin bu konuya değinmesiyle (Ali Türkşen'in hapishanede başlayıp her sene ''Kendime Düşünceleri''i okuduğunu söylemesi, Ceren Sungur'un Cengiz Çevik ile yaptığı Seneca yayını [youtube:Tarih Obası]) Seneca ve Aurelius okumalarımı öne çektim. Marcus Aurelius neredeyse 2000 sene önce yaşamış. Hem de bir imparator. Roma İmparatoru. Filozof İmparator. İlgimi çekenlerden biri de buydu, bir imparatorun düşüncelerini okumak. ''Kendime Düşünceler'' elbette tılsımlı bir kişisel gelişim kitabı değil, dediğim gibi neredeyse iki bin sene önce yazılmış bir imparatorun düşünceleri. Çoğu düşüncesini geri kalmış bulmanız çok normal. Kitabı önermemin esas sebebi ise düşün metinlerinin, medeniyetin temel eserlerinden biri olması. Bir klasik. Kitap çok rahat okunabilir. Bir oturuşta veya bir tatil gününde ara ara okuyarak bitirebilirsiniz. Bu yüzden içeriğinden hiç bahsetmeyeceğim. Bu kitabı okumaya karar verenler kitabın içeriği hakkında yeterli bilgiye sahiptir diye düşünüyorum. Eski Yunan ve Roma metinlerini okumak zor tabi. Ama düşünceler zaten genelde birbirinin tekrarı meselelerden bahsediyor. Bu okumayı kolaylaştırıyor. Kitabın biçimi de öyle. 12 parçaya ayrılmış, paragraflar ve cümlelerden oluşuyor. Sanki Aurelius aklına bir şeyler geldikçe karalamış gibi.
Felsefe
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
8/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2019 22. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2019 08:05
Yazar John Taylor GATTO’nun kendisi de bir öğretmen hatta New York’ta ‘’yılın öğretmeni’’ ödülünü almış biri. Sistemin içinden gelen, tecrübelerini paylaşan birisi. Bu kitap dahil olmak üzere benzeri eğitim karşıtı kitaplarda kitle imha silahı olarak kastetilen şeyin eğitim değil de ‘’zorunlu eğitim’’ , ‘’tek tipleştirici okullar’’, ‘’öğrenciyi sınırlandıran müfredat’’ gibi eğitimin okullarda uygulanma şekli olduğunu anlamalıyız. Başka bir 1000kitap yorumunda dendiği gibi (Gaye Elif) ‘’eğitim’’ ile ‘’okul eğitimini’’ birbirinden kesinlikle ayırmalıyız. Yazarda beğenmediğim bir konu bazen komplo teorilerine kaçıyor oluşu. Ara ara Rockefeller’a, bazı Amerikan şirketlerine değinmesi, önemli okulların sadece nota değil de ten rengi, boy gibi özelliklere bakıp üstün ırka dahil insanların bu okullara seçildiği gibi örnekleri doğru bulmuyorum. İncelemelerde zaten genel bilgiler verilmiş, yorumlar yapılmış ben kitap ve eğitim hakkındaki bazı düşüncelerimi ise alıntılar üzerinden yapmak istiyorum. ‘’Ya bizim okullarımızda problem yoksa? Ya okullar olmaları gerekenden başka şey değillerse?’’ (sf.19) Kullandığımız veya uyguladığımız bazı şeylerin daha verimli olmasını isteyip bunun için uğraştığımız çok oluyor. Okullarda bunun gibi ama şunu düşünmeliyiz belki de olabilecek en üst seviye bu kadardır. Amiyane tabirle bu malzemeden bu kadar çıkıyor. Zorunlu on iki yıllık eğitim, müfredat, veliler, ekonomi, idareciler, öğretmenler, popüler kültür vb. girdiler ile okullardan daha fazlasını beklemek yanlış olur. Girdiler değişmedikçe çıktıların değişeceğini düşünmüyorum. Okullar çocuklara işçi ve tüketici olmayı öğretir, siz kendi çocuklarınıza lider ve maceracı kişiler olmayı öğretin. Okullar çocuklara düşünsel olarak itaat etmeyi öğretir, siz kendi çocuklarınıza eleştirel ve
Eğitim
Eğitim: Bir Kitle İmha SilahıJohn Taylor Gatto · Edam Yayıncılık · 20171,484 okunma