Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım bu ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.
Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.
Aramızda bir çeşit üçgen durumu var. Ben Tyler'ı istiyorum. Tyler Marla'yı istiyor.
Ben Marla'yı istemiyorum ve Tyler da beni istemiyor; yani artık istemiyor. Bu, sevgi'yle alakalı bir değer verme meselesi değil. Bu mülkiyetle alakalı bir sahip olma meselesi.
Ona (Freud'a) en çok hitap eden kahraman figürü fatihti, yani zaferle sonuçlanan muharebede ordusunu komuta eden general. Büyük İskender, Napoleon ve Roma kuvvetlerine saldırmak için Alpler'i aşan Kartacalı Hannibal onu ateşleyen adamlardı. (...) Genç Frued için, anti-Semitik Viyana'nın kalabalık bir kenar mahallesinde, yoksul bir Yahudi çocuğu olarak yaşamaktansa zihninde bu güçlü adamlardan biri olarak yaşamak çok daha iyiydi.
“Dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. Dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30 kişi bile dersinize girmiyor. Şu gördüğünüz okulda en çok okuyan öğrenci benim. 1 tek kişi daha gösterebilir misiniz benim gibi okuyan, araştıran ve sizinle sınıfın ortasında yeri gelince sert tartışmalara giren?“ dedim. Ciddi bir ifadeyle tekrar; ‘’Senden entelektüel olmaz’’ dedi. İyice hiddetlenmiştim. “İyi benden olmasın, Doçentlik tezlerine bile kaynak hazırladığım, konular önerdiğim şu gördüğünüz hocalarımızdan olsun! ‘’ dedim. Profesör, gülümseyerek geriye yaslandı. Uzun uzun baktı. Ben hocanın en gözde öğrencisi olduğumu ve bu konuda tam aksi şeyler söyleyeceğini tahmin ediyordum içimden” Hoca’ya bak neler diyor!” diye geçiriyordum. “Bak evladım” dedi. “Senden çok iyi bir araştırmacı yazar olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince, sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir Entelektüel gibi “Niçin olmaz“ diye sormadın, aksine bir köylü gibi kızdın, alındın ve hiddetlendin.” dedi. Hocayı dinliyordum dikkatle bir yandan da ruh halimden kurtulup, ne söylediğini anlamaya çalışıyordum. “Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. Ben çok okuyan bir adamım ama entelektüel değilim. Hayata senin tepkilerini veriyorum. Oğlum da çok okuyan birisi… O da yetmez ancak entelektüel olmaya ondan sonra gelecek nesillerle başlanır. “Şu okulun önüne bak. Hepsi son model araba dolu ve hepsi hocalara ait… Her iki sene de bir de model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? Niçin bu şekilde yaşıyorlar. Çünkü o yüksek unvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ve diplomaları ne kadar yüksek olursa olsun, ruhlarındaki insan bir feodal